ZOR ZANAAT: AVUKATLIK

07.12.2020
256

Günümüz Türkiye hukuk sisteminde; temel hak ve özgürlüklerin korunması, eşitsizliklerin giderilmesi, sosyal hayatın dengede tutulması, çifte  standartların kaldırılması, devletin bireyi ve toplumu sömürmemesi ve sair adalet ve hukuk namına hafızaya gelebilecek her türlü mevzunun işleyişi adına çalışan, üç ayaklı bir yargı mevcuttur. Buna yargının üçlü sacayağı denir.

Sacayağının birinci ayağına “karar” makamı  olan hakimi , ikinci ayağına “iddia” makamı olan savcıyı ve  üçüncüsüne  ise  “savunma” makamı olan avukatı koyalım. Üçü arasında hiyerarşik bir düzen bulunmaz, adaleti ortaya çıkarabilmek  için birbirlerine sıkı sıkıya bağlı, biri olmadan diğerlerinin ayakta tutabilmesi mümkün olmayacak bir yargı sistem vardır. Bu yüzdendir ki adına sacayağı denmiştir; nasıl ki sacayağının bir ayağı yere sağlam basmaksızın sac dengede duramayacaksa , hukuk sisteminin dengesi de ancak yargının bu üç kolunun hakkıyla görevini yerine getirmesi ile sağlanabilir.

Hakim ve cumhuriyet savcıları birer devlet memurudur, üstelik nitelikli devlet memurudurlar. Maaşlarını düzenli olarak devletten almaktadırlar ve savcılar görevleri itibariyle devletin yılmaz savunucuları olmak durumundalar.Yasalara, devlete, birey ve toplum haklarına bir saldırı veya bu hakların ihlali söz konusu olduğunda savcılar görev başı yaparlar. Suçun mahiyetini ve öngördüğü yaptırımı bildirir nitelikte hazırladığı iddianameyi, karar makamı olan hakime intikal ettirir ve hakim yasalara uygun bir şekilde, vicdani kanaatini kullanarak somut olay üzerinde karar verir. Peki, savunma makamı olan avukat ne iş yapar?

Hakim ve savcılar; hak “savunmazlar”, hakkın yerine geleceği saikiyle yasaları uygularlar, bir nevi devletin temsilcisidirler; avukatlar ise halkın vekilidir ve müvekkilinin haklarını savunurlar. “Hayatın olağan akışı” gereği bir meslek sahibi ekmek parasını kimden kazanıyorsa onun adına ve hesabına çalışır. Avukatlar serbest meslek erbabıdırlar, devletten değil halktan ekmek paralarını kazanırlar. Yani halk adına çalışırlar. Bu yüzdendir ki bir Alman kralı, yapmak istediği tiranlıkların karşısında halkın haklarını savunan avukatları görünce “Bu cübbeli soytarılardan nefret ediyorum” demiştir. Ve İtalyan diktatörü  Mussolini de “Avukatlar olmasa, İtalya’yı çok daha rahat idare ederdim” diyerek avukatların halkın sömürülmesini engellemek ve hakkın uygulanmasını sağlamak adına nasıl bir öneme sahip olduğunu hoşnut olmayarak da olsa ifade etmiştir.

Her ne kadar teoride sacayağının üçünün de eşit olduğunu söylemiş olsak da uygulamada buna pek rastlayamıyoruz. Hiyerarşisi olmayan bu sacayağı, uygulamada adeta basamaklar halinde bir merdivene dönüşmüştür. Merdivenin en alt basamağında avukatlar, sonra savcılar ve en üstünde hakimler yer alıyor. Hakim ve savcılara “Efendim” denilirken avukatlara “Avukat bey” demek bile zor geliyor. Zira hakim ve savcının arkasında koskoca devlet (!) var, kamu gücü var, kolluk kuvvetleri var;  avukatın arkasında ise yalnızca halk var.

Avukatların bu duruma düşmesi iki sebeple hukuk sistemi adına bir faciadır. Öncelikle hakkı gasp edilen veya bir suçun mağduru ya da faili olan bir vatandaş; devletin yargılaması karşısında kendini aciz hissetmemek, hukuksuz bir işleme maruz kalmamak ve haklarını savunabilmek adına,  kanun-nizam bilen bir kişiye muhtaçtır, o da avukattır. Dolayısıyla avukat demek halk demektir. Bu yüzdendir ki kural olarak avukatın duruşmaya girmesi yeterlidir, müvekkil duruşmaya girmese bile olur. Çünkü bilinir ki o vatandaşın hakkını avukat savunacak. Hatta gerekli bazı durumlarda hakim, vatandaşın bir avukat tutmasını bile zorunlu kılabilir, çünkü bazı haklar ancak sanık tarafından ileri sürüldüğünde hakim tarafından dikkate alınabiliyor. Hakların mahkemeye sunulması da, yasaları ve mahkeme işleyişini bilmeyen mağdur veya sanık tarafından zor ve külfetli hatta eksik ve hatalı olacağından hakim, sanığın avukatla kendini mahkemede temsil ettirmesini şart tutabiliyor. Bu sebepledir ki avukat yargılamanın olmazsa olmazıdır, çünkü yargılamanın bir tarafıdır.

İkinci sebep ise, hakimler ve savcılar dosya, evrak ve belgelerinde; kanun, iddianame, duruşma tutanağı gibi yargılamaya dair  birçok veri taşırlar da avukatlar çantalarında kendi aşk mektuplarını mı taşır?  Hayır, vatandaşın mektuplarını taşır. Bazen katile dair bir kanıt vardır cebinde, bazen miras davasını çözecek tanığın ismi. Dolayısıyla mesleki açıdan bakıldığında; hakimin karar, savcının iddia makamını işletmek adına yaptığı çalışmalarla , avukatın savuma makamını işletmek adına yaptığı çalışmalar sonuç itibariyle adaleti tesis etmek için olduğundan birdir ve eşittir. Biri olmadan diğeri tıkanır, çalışamaz hale gelir; çalışsa bile adaletsiz ve hukuksuz neticeler doğurur. Düşünün ki hakim yasalara ve vicdani kanaatine göre karar verecek, savcının iddianamesini  okumuş fakat avukatı dinlemiyor; bu aynı zamanda hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edilmesidir ki asla kabul edilemez. Çünkü hukuka aykırı kararlar çıkmasına, vatandaşın haklarının çiğnenmesine neden olur. Hal böyle iken yargılamada avukatın rolü artık aşikardır.

Avukat, görevi itibariyle tarafsız değildir, bizzat tarafdır fakat “tabi” değildir. Yani avukat çalışma yaparken ne iktidara ne hakime ne de savcıya tabidir. Ancak müvekkilin tarafındadır ve bu taraf da bir tabiyyet manasında değil, meslekin icrası anlamındadır. Avukat, mesleğini icra ederken bir taraf olmak zorundadır ama bu taraf; yine hak ve adaletten ayrılmaz, yalnızca yargının diğer sacayaklarına, vakanın başka perspektiflerini göstermek ve böylece adaletin ortaya çıkmasında tüm gedikleri kapatmaktan ibarettir.

“Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı!”

Oğuzhan TAŞKIRAN

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi

İlkbahar / 2017

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.