Yes Chef

09.02.2020
414

Aslında aşçılık çok güzel bir meslek. Birilerine yemek yapmak büyük bir haz. Karşınızdaki de o yemeği beğenip bunu belli ediyorsa sizden iyisi yok- tur. Hemen hemen bütün aşçıların dediği bir söz vardır. ”Yemek yapmak güzel de mutfaktakilerle uğraşmak zor.” İşte bu söz sonuna kadar doğrudur. Bazı insanlar vardır, dışarıda yüzüne bakmazsınız, hatta görmezden bile gelirsiniz ki ben bunu genelde yaparım. Hatta mesleği sizden geridedir fakat nasıl olduysa mutfakta sizden üstündür. İşte bu saatten sonra tek cevap ” Yes Chef”. Chef olmakta zordur ama chef olana kadar bedeniniz yorulur. Chef olunca bedeniniz daha az yorulur fakat bu sefer ruhen yorulursunuz çünkü artık siz yönetici sınıfına giriyorsunuz denetlemeci olmaya başlıyorsunuz. Aslında bunlar kulağa hoş geliyor. Değil.

Birilerini yönetmek, yönlendirmek, çalıştırmak zor iştir. Sen mutfakta bir iş verirsin ama verdiğinle kalmaz. ”Malzeme ne zaman yapıldı, kaç gün oldu, nasıl yapıldı, kaç gün kullanıla- bilir, kaç gündür kullanılıyor, elimizde neler var, nasıl kulla- nabiliriz, buna en çok ne yakışır, neyin yanında gider.” Bu sadece iş. Bide bunun sanatçı yönü var ama dışarıda kısacası personel denebilir. ”Kime hangi gün izin versem, bu hafta hangi gün izin vereyim, kaçta işe gelsin, nasıl mutlu ederim.” bunlar gibi daha beyin yakan işler aslında. Ha bide şu var chef olunmaz. Chef doğulur. Zor zanaattır şeflik, âmâ şunu da bilin ki bunları yazan kişi chef değil bir chef adayıdır. Dediğimiz gibi mutfakta gözlem, takip çok önemlidir. Bun- larda benim gözlemlerim. Chefin omuzlarında çok yük var- dır kısacası. Siz siz olun Chef olmayın.

“Chef oldu.”

Belli bir zaman sonra birilerine, altınızdaki insanlara bildik- lerinizi öğretmek çok zevkli bir iştir, aslında bu bence her meslek dalı için geçerlidir. Size başımdan geçen bir olayı anlatmak isterim. Ben mesleğe okuldan yani liseden başlamış bir insanım. Mesleğe sıcakçı yani ana yemek olarak girdim fakat öyle bir ustam vardı ki beni meslekten soğuttu. Artık mesleği bırakıp başka bir sektöre başka bir çizgi üzerinde ilerlemeği düşünüyordum. Dayım bir fırın ve pastanesi bir yerde ekmek dağıtıcı, tezgâhtar olarak işe girmişti. Benim de stajım bitmiş para kazanmak istiyordum ve dayımla konuştum beni tezgâhtar olarak işe aldırdı. Gençlikte enerjimiz fazla, çalışma isteğimiz fazla olduğu için 10-11 saat çalışsak ta zorlamazdı. Gel zaman git zaman pastane bölümüne bir usta geceleri sadece baklava açmaya gelmeye başladı ek iş olarak. Bende o gece daha geç çıkacaktım ki iyi ki de öyle olmuş.

Tanışma fırsatı doğdu.

Fırını baklava pişirmek için açtığında biraz başında bekledi ve o ara tanıştık. Ayaküstü birbirimizi tanıdık ardından ‘’ Bana yardım eder misin? ‘’ dedi ve pastane hayatıma küçük de olsa bir adım atmıştım ve bütün hayatımı değiştirecek soruydu o! Pastanede ilk işim baklava için ceviz ayıklamıştım ve ustama sövmeye o zamandan başlamıştım çünkü önüme bir kasa ceviz koyup tek tek ayıklamıştım. Öyle başladık ve bir zaman sonra ustam gelmeden onun temizliğini yaptım, bir zaman sonra üstüne koyarak kaymağını yaptım, hamuru yaptım, şerbet derken ustam sadece baklava açamaya geli- yordu ve pişiriyordu sadece hamuru, hamuru büyültmek v.s bütün işleri o gelene kadar yapmaya başlamıştım. Okuldan kaçıp baklava açmaya geliyordum. Şans yüzüme güldü ve ustam orada pastanede çalışmaya başladı, artık bana sadece baklava değil kek, profiterol, sütlaç, pasta yapmayı öğretti ve okulum bitti, ustam oradan ayrıldı. Belli bir zaman sonra çok güzel bir işletmeye aşçıbaşı yardımcısı (Nam-ı Değer Chef) olarak girdi ve beni yanına aldı. Orada pastaneye ben ve bir çocuk daha bakıyorduk, iki çırak pastaneyi yönetiyor yani. Üniversite başladı oradan da çıktık. Aradan 2-3 yıl geçti ve geçtiğimiz aylarda benim yaşadığım şehire geliyor ve bir yere oturup muhabbet, sohbet ettik. Yanında benim ilk pastaneye girdiğimden beri yanında olan sevgilisi de var tabi biz muhabbet sohbet ettik.

Ben bu yıllar arası kendimi mesleki açıdan olabildiğince geliştirmeye çalıştım tabi ve biz hala muhabbet ederken bir konu açıldı tartışma oldu küçük tabi. Yok, o öyle değil böyle, doğrusu bu böyledir dedikçe ben daha doğrusunu anlatmaya çalışırken durdu. Yüzündeki ifade inceden bir tebessüm, dudağının bir kenarı kalkık gözün biri kısık ve gururlu bir şekilde tebessüm ediyordu. O tebessümün ardından bana ‘’ Ulan sen yanıma geldiğinde meyve soyamazdın, hiçbir şey bilmezdin, şimdi de beni düzeltiyorsun. Helal olsun sana lan’’ dedi.

İşte aslında iki saattir anlatmak istediğim bu.

Birilerine bir şey öğretmek ve bunu görmek aslında çok güzel bir histir. Boynuz kulağı geçecek ki usta (Chef) usta olsun.

“Aşçının eli yanmaz”-Patates

Onur Hekimoğlu

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.