Türklerde Renk Kuramı

04.01.2021
96

Çağlar boyunca atlı göçebe bir hayat süren ve tabi- atla iç içe yaşayan Türk insanı yeşil, sarı, kara, mavi,  kızıl  renklerinden  payına  düşeni almıştır. Türklerin renk dünyası özellikle göçebe hayatın beslediği sözlü edebiyatta yoğun olarak işlenmiştir. Geleneklerden örf ve adetlere, giyim kuşamdan, yeme içme alışkanlıklarına kadar pek çok kültürel malzemeyle örülen destanlar renklerin çağrıştırdığı anlamlar hakkında önemli bilgiler verir. Tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan Dede Korkut Hikâyeleri’nde renkler günümüze kadar uzanan gelenekler ve inançlarla ilgili özel anlamlar taşır. Bu hikâyelerin hâkim renkleri ak, kara, kızıl, boz, gök ve sarıdır.

Eski Türklerin birçoğunda dünyanın dört  bölüme  ayrılması ve bu yönlerin renklere göre düzenlenmesi fikri  vardı. Türkler eskiden beri beş ana rengi esas olarak görmüş ve bunların her birini bir yön ismi olarak kullanmışlardır. Merkezi; altın rengi olarak ifade edilen sarı renkle, doğuyu; yeşil veya gök rengiyle, batıyı; ak, güneyi; kızıl, kuzeyi ise; kara renkle ifade etmişlerdir. Bu renkler aynı zamanda soğu- ğu ve sıcağı da belirtiyordu. Örneğin; karanın kuzeyi ifade etmesinin sebebi; kuzeyin güneşsiz, gölgeli, soğuk olduğunu göstermektedir. Türklerin geniş coğrafyalara yayılmaları ile birlikte yönlerin renklerle ifade edildiği, bu anlayışlarının bugünde devam ettiği görülmektedir. Onların denizlere verdiği isimlerde bu çerçevede değerlendirilebilir. Türkiye’nin kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Kızıldeniz, batısında Akdeniz ve doğusunda Gökçe göl yer almaktadır. Bu isimler geleneğe uygun olarak verilmiş ve Türk kültür çerçevesinde yerlerini almıştır. Gökçe göl, Dede Korkut destanlarında hep Gökçe Deniz olarak geçmektedir.

Türk kültüründe renklerin asıl anlamı ve kullanımı dışında farklı anlam ve kullanımları da vardır. Renkleri ayrı ayrı ele alacak olursak;

Sarı renk: Merkezin hâkimiyetini ve gücü ifade etmekteydi. Türklerin en eski inançlarından olan Şamanizm’de de sarı renk bunu ifade etmekteydi. Türk kültüründe sarı renk aynı zamanda felaketin, kötülüğün, hastalığın, yabancılığın ve nefretin simgesiydi. Zira bilindiği üzere Türkmenler yüzyıllarca sarı çizme giymişlerdir. Halkımız arasında bugün de çok yaygın olarak kullanılan “sarı çizmeli Mehmet Ağa” deyiminin de kaynağı işte bu tarih ve kültür geleneğimizdendir.

Beyaz (Ak) renk: Türklerin en eski inançlarından olan Şamanizm etkisiyle bu rengin çağrıştırdığı şey; ululuk, adalet ve güçlülüktü. Ayrıca ak renk, yön olarak da batı yönünü ifade etmekteydi. Bu yüzden de batı da bulunan denize Akdeniz denilmiştir.

Siyah (Kara) renk: Genelde eski Türklerde acıyı, hüznü, kötü talihi ifade etmek için kullanılmaktaydı. Yön olarak da kuzey yönünü belirtmekteydi. Buna binaen kuzeyde bulunan denize de Karadeniz denilmiştir. Ayrıca bu yönden gelen rüzgârlara da karayel demişlerdir.

Yeşil (Yaş) renk: Ümit, sevinç, niyet, kutsallık ve bereket bildiren bu renk eski Türklerde yaşıl, göğ diye de ifade edilmekteydi.  Yeşil  kelimesinin  kökünün  yaş1  (ıslak)  olması dolayısıyla bu renk, bolluk ve rahatı sağlayan bereketin sembolü   haline  gelmişti.  Ayrıca  Türkler  müslümanlığı  kabul ettikten sonra bu rengi müslümanlığın / islamiyetin sembol olarak kullanmışlardır.

Kızıl (Al) renk: Al renk manevi ve milli renk olarak algılanmış aynı zamanda Türk duygusu ve ruhunu anlatan milli  bir sembol hüviyeti kazanmıştır. Bunun yanı sıra güney yönü al renkle ifade edilmiştir. Buna binaen de bu yönde bulunan denize Kızıldeniz denilmiştir. Dikkate değer bir başka nokta olarak XI. Yüzyılda Türklerde al sözünün artık bir renk adı olduğu kadar ‘bayrak’ adı olarak da kullanılmaya başlanmıştır.

Mavi (Gök) renk: Sonsuzluğu, emniyet ve dinginliği çağrıştırır. Dostluk, sadakat, refah, aydınlık, temizlik ve ruhanilik simgesidir. Bunun yanı sıra eski Türkler doğu yönüne gök mavisi demişlerdir. Bu yönde bulunan Gökçe göl (Gök/çe göl) de bu isimle anılmaktadır. Ayrıca mavinin bir tonu olan turkuaz da Türk rengi olarak bilinmektedir.

Türkler müslüman olduktan sonra da, İslamiyet öncesinde uzun yıllar kendi hayatlarında manevi ve milli motifler olarak rol oynamış olan bazı renklerin, müslümanlar tarafından da kullanılmış olması sebebiyle giderek bu renkleri dini motif olarak da algılamaya başlamışlardır. Örneğin; İslamiyet’in kabulünden sonra yeşil rengin çağrıştırdığı şeyler; iyilik, güzellik, türbe, cami, cennet gibi kavramlar olmuştur. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi o renklerin İslamiyet öncesinde milli hayatların da oynadıkları role ek olarak İslamiyet’i çağrıştıran renkler olarak da algılanmıştır.

Türk devletlerinin kullandığı bayrakları incelediğimiz zaman, eski Türklerde mukaddes sayılan tibet öküzünün kuyruğundan bayrak yapılır ve bu bayrak olarak kullanılırdı. Sonraları nesli yavaş yavaş tükenen Tibet öküzünün yerine atkuyruğundan yapılmış bayrak (tuğ) kullanılmaya başlanmıştır. Zamanla renklerin ön plana çıkmasıyla bayraklarda renkler kullanılmaya başlamıştır. Örneğin; Batı Hun imparatorluğu, Büyük Hun imparatorluğu, Uygur devleti gibi devletler sarı rengi kullanırken, Göktürk imparatorluk, Büyük Selçuklu imparatorluğu, Hazar imparatorluğu, Büyük Timur imparatorluğu gibi devletler de bayraklarında mavi rengi kullanmışlardı.

Diğer taraftan yas ve mezar bayrakları da Türk kavimlerinin inanışlarında büyük bir yer tutmaktadır. Bugünkü Doğu Türkistan da mezarlara bezden bir bayrak asılır. Altayların kuzeyindeki Şamanist Türkler ise mezara bir paçavra bağlamakla yetinirdiler. Bizim yatırlara bez bağlama geleneğimiz- de bu inancın günümüze uzanan kalıntısıdır. Ölü veya yas evine, belki de birden fazla bayrak asılıyordu. Çünkü Dede Korkut da yas evinden söz edilirken; Karalı göklü otağ (karalı göklü otağ, karalı yeşilli çadır veya ev) deniliyordu. Sonuç olarak; renk anlayışı yönünden bazı farklılıklara rastlanan Türk lehçelerinde yerleşim birimi, devlet adı, ırmak, göl ve dağ adlarında renk adlarının kullanımı, bugün de devam ettirilmekte ve geçmişteki adlandırmaların büyük ölçüde korunduğu gözlenmektedir. Devlet olmanın göstergelerinden biri sayılan bayraklarda kullanılan renkler ve yerlere verilen kimi simgeler kısmî değişikliklerle birlikte eskiye sadık kalınarak korunmakta ve yaşatılmaktadır

1) Yaş: Islanmış, ıslak durumda olan, ıslak, nemli.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • Reşat Genç – Türk İnanışları İle Milli Geleneklerinde Renkler ve Sarı, Kırmızı, Yeşil
  • Salim Küçük – Eski Türk Kültüründe Renk Kavramı
  • Elvin Yıldırım – Türk Kültüründe Renkler ve İfade Ettikleri Anlamlar

TUBA ÖKSÜZ

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih

Sonbahar /2018

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.