Türkiye ve Enerji’nin Geleceği

14.12.2020
272

Yazıma bu başlık ile başlamamın nedeni, bulunduğumuz coğrafyanın kaderini enerjinin belirlemesi, dinamiklerin enerji jeopolitikası ile değişmesi ve ve hem dış ilişkilerimizde hem ülke olarak hedeflerimize ulaşmamızda enerjinin çok büyük bir rol alması. Türkiye olarak daha etkin ve güçlü bir ülke olmamızın temelinde güçlü bir ekonomi yer alıyor. Her ne kadar ekonomik gücümüzü geliştirmek amacıyla göze alınacak iç tasarruflardan yüksek katma değerli üretime kadar bir  çok  faktör  olsa da, enerji cari açığımızın büyük bir kısmını oluşturduğundan hem coğrafi dinamikler hem de ekonomik güç açısından, enerji politikalarımızı belirlemek ve enerjimize hükmetmek ülkemizin geleceği açısından önemli bir rol oynuyor. Bu yazımda da, Türkiye’nin enerji açısından gelecekte yararlanabileceği fırsatları orta dönemli ve uzun dönemli fırsatlar olarak enerji alanında öğrenim gören bir mühendis, jeopolitikaya ve fütürizme ilgi duyan bir düşünür olarak ele alacağım.

Öncelikle orta dönemli düşünecek olursak -buna 2030’a kadar  diyelim enerji  sektöründe  şu  an  görmekte  olduğumuz dinamiklerin   orta   dönemde   etkili  olacağı   da   bir   gerçek. Yenilenemeyen enerji başlığı altında bunları doğalgaz aldığımız  ülkeleri  çeşitlendirip  bir  doğalgaz/enerji  hub’ı  olmak, Kuzey Irak petrolleri için bir ticaret rotası olmak, her ne kadar  dünya  kömürden  uzaklaşsa  da  doğal  kaynaklarımızı  en efektif  düzeyde  kullanmak  amacıyla  yerli  kömür  potansiyelini kullanmak şeklinde sıralayabiliriz.

Bu başlıklar altında daha detaylı değinmemiz gereken konular da şöyle sıralanıyor:

Yerli kömürümüzü kullanırken hem insan sağlığı hem de çevre sorunlarını önlemek amacıyla temiz kömür yakma teknolojileriyle bu işlemi gerçekleştirmeliyiz.

Doğalgaz başlığı altında da Rusya’nın gazını Avrupa’ya ulaştırmasında yeni bir yol olacak Türk Akımı projesi, Hazar Denizi’ndeki gaz kaynaklarının Avrupa’ya ulaşmasını sağlayan TANAP projesi ve hali hazırda İran’dan gaz taşıyan Doğu Hattı, ülkemizin bir enerji hub’ ı olması ve enerji güvenliği açısından büyük bir önem taşıyan kaynak çeşitlendirme konusunda önemli projeler ve uygulamalar. Bu hatlara ek olarak gelecekte doğalgaz adına önemli bir dinamik olarak Akdeniz’de arama çalışmaları sonucunda keşfedilen ve daha fazla kaynak bulmak amacıyla sondaj faaliyetlerine devam edilen, Akdeniz’i ve çevre ülkeleri kızıştıran Akdeniz doğal gazı önemli bir faktör. Bu konuda bu gaz yataklarının kimin egemenliği altında olduğu önemli bir konu iken, Türkiye için Kıbrıs adası ve Akdeniz’deki karasuları stratejik öneme sahip ve Türkiye’nin Akdeniz’deki sondaj çalışmaları da önemli. Ancak yine Türkiye’nin coğrafi konumu açısından bu gazın Avrupa pazarına taşınması ve Türkiye’nin de nüfusu ve sanayi ihtiyacıyla önemli bir doğalgaz talebine sahip olması nedeniyle, Doğu Akdeniz’deki doğalgazın aktarımının en efektif, enerji güvenliğini sağlayan ve uygulanabilir yöntemi bu gazın Türkiye üzerinden bu pazarlara taşınmasıdır, şüphesiz ki bu da ülkemiz için bir fırsat.

Yenilenebilir enerji açısından bakacak olursak da, şu anda da bir dinamik olarak gördüğümüz rüzgar enerjisi yatırımları önemini koruyacak. Bu konuda yerli istihdam ve üretim sağlayacak olan ve elektrik alım garantisi veren YEKA projesi önemli bir atılım olarak göze çarpıyor. Yine rüzgar enerjisi açığından, bu günlerde gündemde olan ve Ege Denizi’nde ilk örneğinin kurulması beklenen off-shore rüzgar enerjisi santralleri de Türkiye açısından önemli bir potansiyele sahip olan bir alan. Güneş enerjisi açısından, Avrupa’ya kıyasla daha çok Güneş radyasyonu alan bir enlemde olan Türkiye, Avrupa ülkeleri kadar güneş enerjisi potansiyelini kullanma- makta, Türkiye açısından güneş enerjisi alanında bu potansiyelin geliştirilmesi de önemli fırsatlar barındırmakta. Bu potansiyelin kullanılması için başlatılan bir proje olan Karapınar YEKA ihalesi başarıyla gerçekleştirilmiş olup, bu ihale kapsamında rüzgar YEKA projelerinde olduğu gibi hem yerli üretim yapılacak, hem de yerli istihdam sağlanacak. Türk müteşebbislerinin güneş enerjisi alanında önem vermesi gereken başka bir konuda, tarihsel ve coğrafi bağlarımızın bulunduğu ve gelişen ekonomileriyle ve nüfus artışıyla gelecekte önemli pazarlar olacak Ortadoğu ve Afrika bölgeleri. Ekonomileri büyük oranda petrole bağımlı olan Ortadoğu ülkeleri bu ekonomilerini çeşitlendirmek ve teknoloji üretmek, hem de daha çevreci koşullarda enerji üretmek  amacıyla özellikle coğrafyalarının da bir sonucu olarak güneş enerjisi teknolojilerine yatırım yapmaktadırlar. Bu yatırım isteği ülkemiz açısından önemli bir fırsat. Afrika kıtasına bakacak olursak da, gelişen nüfusu ve bu nüfus nedeniyle gelecekte gelişecek ekonomileri ve pazarları olacak Afrika kıtasında altyapı eksikliği nedeniyle ve coğrafi konumuna bağlı olarak güneş enerjisi önemli bir aktör olacaktır, müteşebbislerimizin bu trendi göze alarak Afrika ve Ortadoğu pazarına açılmak amacıyla yerli güneş panelleri ve sistemleri geliştirmesi ve bunları Ortadoğu ve Afrika da satması büyük önem arz etmektedir. Buna ek olarak, yenilenebilir enerji üretiminde kullanılan rüzgar ve Güneş’in sürekli bir kaynak olmaması sonucunda oluşacak olan üretim dalgalanmalarını kontrol altında tutmak, enerji altyapımızı geliştirmek ve modernleştirmek, buna ek olarak büyük tehlike arz eden siber saldırı tehditlerini de daha iyi yönetebilmek için ülkemizin elektrik altyapısını akıllılaştırması ve smart grid teknolojileri- ne de yatırım yapması gerekmekte.

Amerika Birleşik Devletleri’nde enerji sektöründe devrim yaratmış kaya gazının Türkiye’deki potansiyel rezervlerini araştırmak ve çalışmalarını yapmak, buna ek olarak Çin’in üretime başlayıp Güney Çin Denizi’nin jeopolitik dengelerini değiştiren gaz hidratların başta Karadeniz olmak üzere Türkiye’deki rezervlerini tespit edip bu kaynakları ülkemizin geleceği açısından en verimli şekilde kullanmak da ülkemiz için önem verilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor. Uzun, 2050 ve sonrası döneme göz atacak olursak, her ne kadar bize uzak bir zaman dilimi gibi gözükse de teknolojik yetkinliği sağlamak ve rekabette avantaj elde etmek için bu teknolojilere olabildiğince erkenden yatırım yapmaya başlamamız gerekiyor. Şüphesiz bunların en önemlisi gelecekteki çevre sorunlarına ve artan enerji ihtiyacına çözüm olacak, şu anda verimli enerji üretmesi uzak gelecekte olan, Avrupa Birliği, Amerika ve Rusya gibi dünya devlerinin üzerine çalışmalar yaptığı ve atomların kaynaşmasıyla enerji açığa çıkaran füzyon teknolojisi. Yıldızlar da füzyon sayesinde enerji üretiyor, yani teorik olarak imkansız değil, ancak pratikte verimli bir şekilde kullanılabilmesi için araştırma ve geliştirme çalışmalarına ihtiyaç var, bu da uzun bir süreç demek.

Bunun yanında gelecekte enerji iletim ve depolanmasının yönteminin de değişime uğraması öngörülüyor. Devrimizde elektrik ile yapılan bu süreç, teknolojinin gelişmesi ile hidrojen ile yapılacak gibi görünüyor, hali hazırda hidrojen depolanması ve hidrojen ile çalışan arabalar alanında yapılan çalışmaları göze alırsak, eğer bu konuda da söz sahibi olmak istiyorsak yatırımlara ve araştırmalara şimdiden başlama- lıyız.

Uzun dönemli olarak bahsedeceğim son fırsat ise Türkiye için büyük bir önem arz ediyor: erimiş tuz reaktörleri ve toryum. Çernobil, Fukuşima gibi yaşanan facialardan sonra çekinilerek yaklaşılan nükleer reaktörlere, iki katmanlı güvenlik sistemleriyle daha güvenilir olan erimiş tuz reaktörleri önemli ve güvenli bir alternatif oluşturuyor. Bu erimiş tuz reaktörlerinde yakıt olarak Toryum’un kullanılması ve ülkemizde önemli miktarda Toryum rezervi tespit edilmesiyle birlikte bu alanda ülkemiz için önemli bir fırsat barındırıyor, ancak bu tip reaktörlerin ve toryumun ticari kullanımı için maden geliştirme ve reaktör teknolojilerine yatırım yapmamız gerekiyor.

Geleceğin ne getireceği belli olmasa da, yapılan araştırma ve projeksiyonlarla gözümüzde geleceğin bir vizyonunu canlandırabiliriz. Bu canlandırmada karşımıza birçok olasılık çıkacaksa da hayata geçirilenler ve uygulanabilenler elbette ki daha az olacaktır. Ne olursa olsun, ülkemizin gelişmesi için bu fırsatlar değerlendirmeli, gelecek vizyonuna uygun adımlarla atılmalı, bir yol planı yapılmalı, gençlerimizi geleceğe yönelik şekilde eğitmeli, fırsatlara imkan tanımalı ve fikirlerin yeşermesine olanak vermeliyiz.

Biz gençler olarak bize düşen görev ise, bu fırsatları görüp kendimizi yetiştirmek ve çıkacağımız bu yolda asla vazgeç- memek, çünkü gelecek bizim elimizde.

ALİ TOKUL

Bahçeşehir Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Enerji Sistemleri Mühendisliği

Sonbahar / 2018

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.