Toz Şeker Değil Pamuk Şeker

14.12.2019
245

“Kimseye
sana zarar verebilecek kadar
yakın olma.”

Böyle demiş Bukowski. Peki ama, ilişkilerde taraf-ların birbirlerine bu şekilde yaklaşmaları ne kadar samimi? Can ciğer, dost bildiği insanlardan birey-in kendisini korumaya çalışması aynı zamanda güvensizlik belirtisi sayılmaz mı?

Yoksa aksine gayet doğal bir tepki midir bu? Defalarca kırılan insanın, güneşten yanan insanın, mum ışığına tepkisi midir?

Günümüzde sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte başka hayatlara dokunmak oldukça kolaylaştı. Hiç tanımadığımız, dünyanın öteki ucunda nefes alan bir insanın hayatında bazen ufak bazense derin izler bırakabilme imkanına sahibiz. Tabi başkaları da bizim hayatımızda…

Bazı izler bireyi mutlu etse de bazılarının iyileşip tamamen silinebilmesi için bireyin yapmayacağı şey yoktur. Ancak bir iz nasıl ki tenden silinse de hafızalardan kolay kolay silinmiyorsa, bireyin hayatına dokunan birisinden kalmış bir iz de öyle kolayca silinmeye-cektir.


İzler ile baş başa kalan günümüz insanı elbette yeni hayatlar-ın penceresinden meraklı bir çocuk gibi bakmak istese de izlerin sızısını duyumsayıp kendi penceresini ardına kadar açamayacaktır artık bir başkasına. Hatta öyle ki birey çok de-rin izlere sahipse başkasının penceresinden bakmak isteyen o çocuk merakı da derinlere saplanıp kalacak, birey çocuksu ve çoğu zaman da masum olan merakını yitirecektir. Çoğu insan bu duruma “büyümek” demekte.


Dolayısıyla resme şöyle bir uzaktan baktığınızda büyümek, bireyin bencilleşmesini, güven duygusunun elinden alınma-sını, samimiyetsizliği, karamsarlığı, yalnızlığı ve daha birçok şeyi beraberinde getiren oldukça kapsamlı ve soğuk bir kav-ramdır. Büyümenin bireyi güçlü kılacağını kabul edenlerin aksine, kanımca büyümek, bireyi hissizleştirecektir. Büyüyen birey tepkisizleşecek, artık şaşırmayacak, kimseye güvenme-yecektir. Tüm bunlar bireyi yalnızlaştırırken aynı zamanda yalnız olmanın güçlü olmakla ilgili olduğu kanısını uyandıra-caktır. Oysa yalnız olmak, başkalarına muhtaç olmamak ile bağdaştırılıp beraberinde güç kavramını akıllara getirse de, yalnız olmayan ve çocuksu yanını kaybetmeyen bir bireyin de pekala güçlü olabileceği de kabul edilmelidir. Büyümeyen, büyümeyi reddeden birey elbette güçlü olabilir. Ancak hissiz olmadığı ve hadiselere o büyümüş insanlardan daha derin, daha farklı tepkiler verdiği için güçsüz algısı yaratılmaktadır.


Bir çocuk gibi önyargısızdır, bir çocuk gibi kuralları yoktur, bir çocuk gibi herkese güvenir, bir çocuk gibi salıncağı sever, bir çocuk gibi araştırır, bir çocuk gibi tanımadığı insanlara da hayatının penceresi daima açıktır büyümeyen bireyin. Onun hayatına dokunmak da oldukça kolaydır.

Bukowski her ne kadar realist bir bakış açısı ortaya koymuşsa da, kanımca bu düşünce oldukça karamsardır. Böyle bir kaçış, kendini saklama, güvensizlik, samimiyetsizlik ortamına uyum sağlamaktansa insanların büyümeyi reddetmesini, çocukçasına yakın ilişkiler kurulmasını, kırgınlıkların ve verilen zararların çocukça olmasını, çocukça affetmenin bilinmesini tercih ederim. Bir çocuğa “Kimseye sana zarar verebilecek kadar yakın olma.” demektense, “Kimseye zarar verme, kimsenin hayatı kolay değil ve en zor şey kırılan bir kalbi onarmak çocuk.” demeyi yeğlerim. Böylece çocuksu sevinçler, dürüstlükler, bakışlar ve güvenle açılan pencerelerden farklı hayatlara nazik dokunuşlarda bulunmak ayrıcalığı bize kalacaktır.


Elbette hiç çocuk olamamış bireyler de olacaktır. Eğer çocuklaşamıyorlarsa ve zarar verme eğilimleri varsa çocuk kalmayı başaranlar, yalnızlaşmak yerine oyun için tüm küskünlükleri bir kenara bırakan çocuklar gibi bir araya gelip zarardan birbirlerini koruyabileceklerdir. Evet, belki fazla iyimser belki zor ama imkansız değil. Asla değil. Yeter ki içimizdeki çocuğun bizi yönetmesine izin verelim.

ASLIHAN ÖKTEN, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.