Sabır Timsali

15.02.2020
237

Babasız kalmak mı, yoksa babanı annen dışında bir kadınla ve çocuklarıyla paylaşmak mı? Hangisi da- ha zor? Üstelik annen hayattayken! Nasıl bir hayat sundun bize baba? Nasıl razı oldun annemi böyle bir hayata mahkum etmeye? Dünyaya ilk adım attığında hay- ran olduğu, kahramanı olarak nitelendirdiği, ilk kavalyesi, eşi olacak kişiden önce uzun uzun vakit geçireceği tek adamaydı bu sitemleri Sahra’nın. Nereden bilirdi ki, daha doğmadan kaderin ona böyle bir hayat sunacağını… Yaratılanların en şereflisi olan insan bunu neden yapar? Bir kadınla evliyken başka bir kadınla daha evlenmek! Aldatmak mıydı bunun adı, eşini aşağılamak mı? Cahillik midir insana bunu yaptı- ran, yoksa yetinmeyi bilmemek mi?

Merhametli adamdı Mehmet Ağa. Zira kim, ne yardım istese geri çevirmezdi. Yüreğindeki merhamet bütün bedenini sar- mıştı. Her şey iyi güzeldi de her insan gibi onun da sınavı vardı bu hayatta. Erkek evlat hasreti bir mum gibi eritiyordu onu günden güne. Üstüne çevresindekilerin bitmek bilme- yen, yanardağ misali fokurdayan sözleri… Nihayetinde hayır- lısı demek yerine bir şeyi ısrarla isteyerek yanılmıştı yine insanoğlu. Daha fazla dayanamadı Mehmet Ağa ve hayatını değiştirecek olan o duayı etti: “Allah’ım bana bir erkek evlat ver, kırkı çıkmadan canımı al.” Eksik yapılan duaların insanı ne denli kötü bir sona götüreceği düşünülmeden, ne pahası- na olursa olsun, canı pahasına bile olsa körü körüne yapılan dualar… Dua kabul olmuş, Mehmet Ağanın bir erkek evladı olmuş ve kırkı çıkmadan Mehmet Ağa vefat etmişti. Mehmet Ağanın oğluna Gazi adı verildi. Artık dayanılması zor olan bu hayat yolculuğunda annesi Hatice Hanım ve Gazi birlikte yürüyeceklerdir. Ancak hayat burada da çelme takar ve zaten zor olan hayat şartlarında annesinin Gazi’ye bakması güçle- şir. Annesi evlenmek zorunda kalır fakat Hatice Hanımın yeni eşi Gazi’yi istemez. Hatice Hanım bilir ki, eşi geçimini sağlayacak bir yoldaş iken, oğlu ayağına bağ olacak. Nihaye- tinde çaresiz oğlunu bırakıp eşini seçer. Artık hayatın ona vurduğu darbelerle bu yaşam savaşında galip gelmek duru- munda Gazi. Peki, şimdi Gazi ne yapacak? Hayatın yırtıcı bir kuşun pençesi gibi kucakladığı bu zavallı nereye gidecek? Bin kapı kapanırken yüzüne, bir kapı açılır onun için. Köydeki yaşlı bir kadın onu yanına alır. Artık bu öksüzü hayat denilen savaşa hazırlama yolunda, bütün zırhlarını kuşanıp hayata karşı savaşma yolunda özveride bulunur yaşlı kadın. Ancak kısa bir zaman sonra ölüm gerçeği kapıyı çalıp yaşlı kadını alarak başka diyarlara götürmüştü. Gazi için yine bir çıkmaz, yine baş edilemez bir yalnızlık… Derken zamanında Mehmet Ağanın ilk eşinden olan kızı Züleyha, yılların acımasız bir efendinin kölesine zulüm edercesine hunharca geçtiği o arada büyümüş ve dünya evine girmişti. Şimdi o alır Gazi’yi yanına. Fakat neden daha önce değil de şimdi? Çünkü büyü- müştü Gazi artık. Çalışıp Züleyha ve eşine para getirebilirdi. Züleyha’nın eşi Ahmet Beyden de merhametin zerresini görmemişti Gazi.

Bir gün bir kurtuluş gerçekleşti bu öksüz için. Hayat arada sırada da olsa gülüyordu yüzüne. Evlilik çağı gelmiş ve akra- balarından Ayşe Hanımla evlendirilmişti. Mütevazı bir hayat yaşadılar. Yokluğu iliklerine kadar hissettiler. Ütüleri olma- dığı için akşamdan yatağın altına koydukları kıyafetlerine öyle düzgün bir görünüm vermeye çalıştılar. Hayatları yolunda giderken yine bir pürüz, yine insanların bitmek bilmeyen kişiyi idama götüren dedikoduları… Gazi’nin çocuğu olmuyordu. Başka bir kadınla evlenmesi için onu tetikliyorlardı. Nihayetinde Gazi Ayşe Hanımın yüreğine zehirli hançeri saplayarak, adını koyamadığımız bir hüzne onu müptela ederek başka bir kadınla evlenir. Ürünleri büyük bir kasırga ya da yağmurla talan olan, bütün bir yıllık emeği boşa giden ve geçimini sadece oradan sağlayan bir tarla sahibi gibiydi Ayşe Hanım. Babasının evine gitti, babası ve annesi onu kabul etmedi. Dul olmak ayıptı onlara göre. Ayşe çaresiz kocasının yanına döndü. Bir süre sonra hamile kaldı ve bir erkek çocuğu oldu. Yokluğu, açlığı, dayağı her gün ölürcesine yaşattı ona Gazi. Çevresindeki insanlar Gazi’yi doldurmuştu, o da her gün dayak atıyordu Ayşe Hanıma, babası evine gitmesi ve ondan boşanması için. Ayşe Hanım çaresiz katlandı. Yıllar geçti, bu hüzünle birçok hastalık geçirdi. O artık dişleri protez, saçları bembeyaz bir kadındı. Yıllar geçip giderken başka şeyleri de değiştirmişti. Gazi pişmandı artık ikinci evliliğinden. Ayşe Hanımın kalbin- deki iyiliğe karşı, Gazi’nin diğer eşinin kalbini kötülüklerle saran zehirli sarmaşık gün yüzüne çıkmış ve Gazi tekrar Ayşe Hanıma dönmüştü. Fakat artık Ayşe Hanımın Gazi’ye ihtiya- cı kalmamıştı. Zira çocukları Ayşe Hanımı tahtına oturtup ona sultanlığını yaşatıyorlardı.

SABİHA AYDAŞ, Adıyaman Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.