Postmodern Toplumda Bireyin Yalnızlaşması

15.12.2020
189

MODERNLİK VE YABANCILAŞMA

Modernlik üzerine düşünen  ve yazan  bazı düşünürler,  modernliğin  başlangıç  dönemi  olarak  Rönesans, Reform ve 1492 Amerika’nın keşfini gösterirken; bazıları modernliğin çıkış yerinin İtalya olduğunu, bazıları ise modernliğin genellikle 16. ve 17. yüzyıllarda başladığını  vurgulamaktadır.  Ama  en  genel  anlamıyla  modernliğin  tarihi  17.  ve  18.  yüzyılla  birlikte  başlar  ve  burjuva sınıfının oluşmasıyla yakından ilişkilidir.

Marx  ve  Weber  gibi  düşünürlerin  de  değindikleri  gibi  modernlik, genel bir ifade ile Avrupa toplumlarında feodal/geleneksel  toplumu  izleyen  dönemdir.  Bu  dönem  de  kapitalist toplum dönemidir. Bundan dolayı da modernlik kavramının içini dolduran, aydınlanma rasyonalizminin “Teknik Akıl”ını yöntem edinen kapitalizmdir. 1

Marcuse’ün analizi, teknik ve teknolojinin, insanları tek boyutlu bir hale getirerek onları hem kendilerine hem de içinde bulundukları toplum ve doğaya karşı yabancılaştırdığını söylemektedir.

Marx’ın yabancılaşma hakkında üzerine değindiklerini hatırlayabiliriz.  Marx’ın  gençlik  döneminde  yazdığı  1844  Elyazmaları adlı eseri “yabancılaşma” olgusu üzerine yoğunlaşmış bir eserdir. Marx’a  göre  bütün sınıflı toplumlar  beraberinde yabancılaşmayı  getiriyor  olsa  da  asıl  yabancılaştıran  sistem kapitalist  sistemdir.  Yabancılaşma  olgusunun  ortadan  kalkması ve insanların parçalanmışlıklarından kurtulup bütünsel bir  hale  gelmesi  için  bu  sistemin  ortadan  kalkması  gerekmektedir. 2

Tüm bu açıklamalara bakarsak, toplumlar modernleştikçe bireyler topluma yabancılaşıp yalnızlaşırlar. Modern topluma ayak uydurmaya çalışan bireyler zamanla artık toplumun değil yalnızlığın bir parçası olur.

Öncelikle en büyük örnek sosyal medyadır. Bireyler, topluma uymak amacıyla kendilerine sanal bir hayat kurarlar. Onları bu hayata sürükleyen en büyük etken “modaya uymak” diye adlandırdıkları fiildir. İstemsizce bile olsa herkes orada diye düşünerek kişi de oraya sürüklenir. Swarm adlı uygulamayı kullanarak, herkes kadar gezmek, en çok gezen olmak isteniyor. Hayatlarının çoğunluğunu bunların etkisi kaplar. Instagram adlı uygulama ile sürekli fotoğraf atmak, değişik paylaşımlar yapmak için uğraşılmaktadır. Facebook ve Twitter gibi uygulamalar ile ise kendini tamamen farklı biri olarak gösterebilirler. Gerçek hayatta yapmak isteyip de yapamadıkları şeyleri yapıp, olmak istedikleri ancak olamadıkları kişiler gibi davranırlar. Oysaki gerçekte sosyal medyada oldukları gibi değildirler hiçbiri. Kişi farkında olmadan kendine bile yabancılaşmaya başlar.

Sosyal medyanın bireyin yabancılaşmasına bir  başka  etkisi ise kişi gündemden geri kalmamak için sürekli sosyal medya ile iç içe olmak ister. Arkadaşlarını, çevresini ve bazen tanımadığı kişileri bile sürekli takip eder. Kim, nereye gitmiş, ne yapmış diye düşünmekten kendini alamaz hale gelince sosyal medya bağımlılığından uzaklaşamaz. Bir konu geçtiğinde haberi olması gerektiğine inanır. Özellikle dedikodu için… Çünkü birey artık modern toplumun olmazsa  olmazının sosyal medya olduğunu kabullenmiştir.

Avusturyalı illüstrasyon sanatçısı Fransesco Ciccolella tarafından hazırlanan bir illüstrasyon

Yine sosyal medyanın bireyin yabancılaşmasına bir diğer etkisi, artık bağımlılık haline gelince dış dünya ile olan iletişimin kesilmesine sebep olmasıdır. Daha önceleri sosyal medya kullanımı yaygın olsa da erişimi bu kadar kolay değildi. Dolayısıyla birey sosyal hayatında daha aktif olabiliyordu. Ancak akıllı telefonlar ve kesintisiz internet paketleri, ücretsiz wifi gibi hizmetler çoğaldıkça bireyin erişimi de kolaylaşmış oldu. Bu sebeptendir ki artık bireylerin sosyal hayatı sadece sanal hayatları oldu. Bu da bireyi topluma yabancılaştırdı, uzaklaştırdı. Herkes elindeki telefona bakmaktan sohbet etmeyi ve toplumsal değerleri zamanla unutmaya başladı. Toplumdaki ciddi iletişim kopukluğu sorunun en büyük sebeplerinden biri sosyal medyadır.

Toplumun modernleşirken bireyi yabancılaşmaya sürükleyen bir başka örnek de uygulanan yoğun iş programlarıdır. Toplum, modernleşmek adına bir sürü yenilemeye girişir. Değişiklikleri gerçekleştirebilmek için ise bireylerin iş programları yoğunlaştırılır. O kadar çok çalıştırılır ki çalıştırırken sahte bir ruh haline büründürür onu. Bu da bireyi çok yalnızlaştırır. Böylece postmodern toplumun bireyleri plazalardan eve, evden plazalara giden bireyler olur.

Televizyon, medya, filmler, reklamlar ve medya da bu yabancılaşmanın dozunu arttıran etkenlerdendir. Gerçeği manipüle eden bu araçlar, kişiyi gerçek olmayan sanal bir yanılsama dünyasına iter. Sanatta da yabancılaşmanın izlerine rastlanır. Sanat da yabancılaşmanın bir aracı durumuna gelebilir.

İngiltere’de  yapılan  bir  araştırmaya  göre,  1  milyondan  fazla insan  izole  bir  şekilde  yaşamakta  ve  evlerinde  kendilerini hapisteymiş   gibi   hissetmektedirler.   İzolasyon;   depresyon, anksiyete   ve   düşük   özgüven  gibi  ağır   sağlık   sorunlarına neden olabilir. İzolasyonun etkileri yalnızlık içerir ve bunun sonucu kişinin dayanma kapasitesi düşer. İzolasyonun birçok biçimleri  vardır;  yalnız  yaşamak  gibi,  duygusal  izolasyon sonucu kişi toplumla etkileşime girmez, güveneceği birisi de yoktur. Sosyal izolasyon  ve  onun  sonucunda  da  yabancılaş- ma ortaya çıkıyor. Böylece birey yalnızlaşıyor. 3

20. yüzyılın ikinci yarısının en önemli düşünürlerinden birisi olarak nitelenen Debord’a göre; toplumdaki gösteri, somut bir yabancılaşma imalatına tekabül eder. Böylece birey, yaşa- mı kendi ürünü olduğu ölçüde yaşamından ayrı düşer. 4

Küreselleşme de yabancılaşmanın boyut ve hızını arttıran etkenlerdendir. “Tüketici etiket ve marka satın alır. “Ferahlatıcı tadı” olan diş macunu ile dişlerini fırçalar. Reklamlarda önerilen sigaraları içer. “Sinema yıldızlarının kullandığı sabun” ile banyo yapar. “Rüyalar yatağı”nda uyur. Reklamlar tarafından uyarılan, yabancılaşmış tüketici kişisel zevk için bir araç olmaktan çıkar ve başlı başına bir amaç haline gelir. Horkheimer’in dediği gibi, kişinin nesneler üzerindeki güç endişesi ne kadar yoğunsa, o kadar nesneler tarafından kont- rol ediliyor demektir.” 5 Dolayısıyla birey yabancılaştıkça yalnızlaşmaya devam eder.

POSTMODERNİZMİN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER

“…Postmodernizm bir tür müsamacılık: Her şeye müsamaha gösteren toplumun entelektüel eşdeğeridir. Bu ise tam bir saçmalıktır.”

Heller ve Feher postmodernizmi bir ‘asalak’ olarak değerlendirir. Modernliğin başarıları ve açmazları üzerinden geçinmektedir. Sezgin Kızılçelik’in dediği gibi Postmodernizm, modernlikle bir hesaplaşmaktır, modernizmin kaybettiği veya kaybettiğine inanılan kalelerine kramponsuz bir ayakla goller atmaktadır. 6

“…Postmodernist kavramların kendileri küresel kapitalist sistemin gerçek çelişkilerini gizledikleri ve nesnel olarak insanların dikkatlerini bu çelişkilerden uzaklaştırıp, suret ve aşırı gerçek arıtılmış dünyasına çektikleri için ideolojiktir.” 7

“Avrupa’da bir hayalet geziniyor: Postmodernizm… Postmo- dern hayaletin dokunmadığı neredeyse tek bir entelektüel faaliyet alanı yok. Bu hayalet, mimariden zoolojiye kadar her kültürel disiplinin üzerinde iz bırakıyor; biyoloji, ormancılık, coğrafya, tarih, hukuk, edebiyat ve tüm sanat dalları, tıp, siyaset, felsefe vb.’ye kadar uzanıyor. Ancak bu şekilsiz varlık gene de bir hayalet ve oldukça korkunç bir hayalet olarak kalıyor…” 8

Postmodernizm, birçok kişi tarafından değişik şekillerde yorumlanmıştır. Tüm bunlara bakarak bir genelleme yapmak gerekirse postmodernizm bireyi daha çok kötü yönde etkilemektedir. Bu yüzden postmodernizm hakkındaki görüşler genellikle bireyin üzerindeki olumsuzlukları ele alır.

POSTMODERNİZMİN EDEBİYATA YANSIMASI

Postmodernizm, birçok alana yansıdığı gibi edebiyata da yansımıştır. Özellikle postmodern romanlar, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren edebiyatta kendini göstermeye başlamıştır. Bu tarz romanlar, bireyin iç dünyasını ele alan romanlardır. Yazar dış dünya ile iletişimini keser. İç dünyaya, duygulara yoğunlaşır. Özellikle kendini yalnız hisseden bireyler bu tarza eğilim gösterir ve yalnızlığını edebi olarak dışa vurmaya çabalar. Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Alan Moore gibi birçok yazar postmodern yazarlara örnek olarak verilebilir.

Edebiyat dışında, daha önce de bahsettiğimiz gibi, postmodernizm birçok alana yansımıştır. Tarih, felsefe, sanat gibi alanların da içine yerleşmiş ve sonuç olarak hangi alanda olursa olsun bireyi toplumdan koparım yabancılaşmaya sürüklemiştir.

SONUÇ

Sonuç olarak, postmodernleşen toplumlar bireyi yalnızlaşmaya sürükler. Bireyler kendi içlerindeki dünyada yaşa- maktan öte gidemezler. Bunu en çok tepki alan olaylarda gördük. Örneğin; gezi olayları, Soma faciası, Özgecan’ın katliamı gibi birçok olayda bireyler sosyal medyadan tepki göstermiş, klavye kahramanlığı yapmış ancak gerçek hayatta sosyal medyadaki tepkilerini gösterememişlerdir. Bunun sebebi ise olmak istedikleri sahte kişiliğe ancak sosyal medyada bürünmeleridir. Bireyin zamanla sosyal hayattaki aktifliği azalır, yalnızlaşır, psikolojik olarak da birçok kötü rahatsızlığa sebep olarak bireyi toplumdan koparır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • A. d. CONSUMA, «Ensaios Libertários,» 3 Mart 2012. [Çevrimiçi]. Available: http://ensaiolibertario.blogspot.com. [%1 tarihinde erişilmiştir1 Ocak 2016].
  • E. ANAR, «Yabancılaşma Kavramı ve Günümüz Toplumu Üzerine,» 13 Şubat 2014. [Çevrimiçi]. Available: http://t24.com.tr/yazarlar/erol- anar/yabancilasma-kavrami-ve-gunumuz-toplumu-uzerine,8523. [%1 tarihinde erişilmiştir 1 Ocak 2016].
  • G. DEBORD, Gösteri Toplumu ve Yorumlar, İstanbul: Ayrıntı Yayınları,1996.
  • J. LARRAIN, İdeoloji ve Kültürel Kimlik, İstanbul: Sarmal Yayınları, 1995.
  • K. MARX, 1844 Elyazmaları, İstanbul: Birikim Yayınları, 2005.
  • S. KIZILÇELİK, Postmodernizm Dedikleri, İstanbul: Saray Kitabevleri, 1996.
  • T. D. DOCHHERTY, Postmodernizm: Giriş, İstanbul: Sarmal Yayınları, 1995.

ELİF İPEK BİLEK

Kırklareli Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler (Mezun)

Sonbahar / 2018

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.