Platon’un Hakikatindeki Şiir Engeli

15.02.2020
990

Presokratik dönemden beri devam eden en önemli tartışma konulardan biri de ‘hakikat meselesi’ olmuştur. Şiir ve hakikat ilişkisini inceleyen çalış- malarda, şiirin hakikati yansıtması üzerine birçok filozofun farklı zamanlarda farklı görüşleri olmuştur. Kimi filozoflar hakikati şiir ile dile getirebileceğini öne sürerken, kimileri de aksini iddia etmiştir. Hakikat problemi daha çok ontoloji ve epistemoloji alanında ortaya çıkan hakikatin tanı- mı tam olarak net olmasa da ‘zihinden bağımsız olarak var olan şey’ diye tanımı yapılmaktadır. Öyleyse Platon’a göre hakikat nedir? Platon’un hakikat anlayışını anlamak için önce ‘İdea Kavramı’na değinmemiz gerekir. Çünkü Platon diğer tüm alanlarda yani ontoloji, epistemoloji, etik, estetik ve siyaset alanında olsun hepsinde temel aldığı ana kavramı İdea Kavramı’dır. Platon’a göre ‘İdea; birliği olan, kendi kendisiyle aynı olan, değişmeyen ezeli-ebedi ve maddi dün- yanın ötesinde olan bir kavramdır’.1 Özellikle ontolojisinde yer alan iki varlık görüşüne göre ‘İdealar ve Fenomenler dün- yası’ vardır ki; İdealar dünyası manevi özellikte olup, asıl var olanların, gerçekliğin yer aldığı bir dünya iken; Fenomenler dünyası; duyusal varlıkların yer aldığı, İdeaların gölgesi nite- liğinde olup, gerçeklikten uzak, ‘yanılgılar’ dünyasını temsil etmektedir. Dolayısıyla hakikat maddi dünyaya ait bir kav- ram olmaktan çıkıp, İdealar ile anılmaya başlanılmıştır. Çün- kü hakikat ; ‘yanılgıların, aldanmaların ve sahteliklerin’ oldu- ğu bir yerde bulunamaz. Bu sebeple Platon’da hakikat epey bir önem taşımaktadır. Platon ‘un hakikat anlayışından genel olarak bahsettikten sonra, sıra şiir hakkındaki görüşleri gel- mektedir. Bu görüşleri de ‘Devlet’ diyalogunda yer alan şiire dair düşüncelerini 3. ve 10. Kitaptaki bölümler bazında ele alınarak değerlendirilmiştir.

Her ne kadar Platon ‘un kendisi gençlik döneminde şiir eğiti- mi alıp bir zamanlar şiirler yazmış olsa da ‘Devlet’ diyalo- gunda sanata ve şiire dair olumsuz düşüncelerini sansür boyutuna taşımıştır. Çünkü Platon’un ‘İdeal devlet’inde an- cak İyi İdeası’na yönelmiş sanata yer vardır. Bu yüzden ‘sana- ta ahlâki bir değer’2 yüklemiştir. Zaten 3.Kitapta da şiirlerin içeriğinin değişmesi yönündeki görüşleri de bu durumu desteklemektedir. Ona göre şiirlerde ve destanlarda Tanrılar ve Kahramanlar olsun hep bir acizlik, kusurluluk ve kötülük içinde tasvir edilerek tüm olumlu ahlâki nitelendirmelerden yoksun bırakılmasından dolayı şiirin konusunun ve işleyiş biçiminin değiştirilmesi gerekmektedir. 3.Kitapta değindiği, şiir ve destanların içeriği cesaret verici özellikte olmalıdır ki devletin koruyucuları yani orduları güçlü, korkusuz ve sağ- lam olabilsin. Böylelikle yiğit bir savaşçı olarak koruyu- cuların her şeyi göze alıp, ne pahasına olursa olsun ölümden korkup kaçmaması sağlanacaktır.(386a)

Anlaşıldığı üzere Platon ‘da eğer şiire yer varsa şartlı olarak yer almaktadır. Ona göre amaca hizmet eden yani yiğitliği teşvik eden, insanları metanetli kılan şiirlere daima yer oldu- ğu açıkça görülmektedir. 3.Kitapta ele aldığı şekilde şiir araç olarak görülmüş, etkisin- den nasıl yararlanılacağına dair belli yapısal şekillendirme- lere tabii tutulmuştu ama daha sonra Platon 10.Kitapta yer alan bölümde artık şiiri önemsizleştirerek değersiz kılmıştır. Çünkü Platon bu bölümde şiiri ‘benzetme sanatı’ olarak gör- mesi ile sanatın üç çeşidi olduğundan söz etmeye başlamış- tır: Kullanma, yapma ve benzetme sanatı. Kullanma sanatını herhangi bir çalgıyı çalan kişide; yapma sanatını herhangi bir çalgıyı yapan işçide görmek mümkündür. Benzetme sanatı da şair ve ressamlarda görülmektedir. (601a)

Profil yayınevinden yayınlanmış Platon – Devlet eserinin kapağı

SONUÇ

Platon Devlet’inde şairlerin belli koşullar altında yer edinebileceğini yalnızca şiirlerinde insanların içgü- düsel taraflarını açığa çıkarmayarak akli tarafa yönelerek istenilen yaşayış biçimine yani kanunlara uygun bir yaşayışı özendirmeye çalışması gerektiğini aksi halde şairlere herhangi bir ihtiyaç duyulamayacağını açıkta ifade ettiği görülmektedir. Çünkü Platon’a göre şiirin yapısı gereği herhangi bir ‘asıl olan’ı arama niyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla Platon’un şiirin hakikatle uzaktan yakından da bir ilgisi olmadığı fikrinde olduğu sonucu çıkarılabilir. Şiirin tek bir, özel bir amacı bulunmamaktadır. Şiirde yalnızca duyguların yoğunluğu söz konusu olduğundan hakikatte değil duygu, ne duyusal ne de duygusal içerik bulunmaktadır. Özü itibariyle maddi dünyanın maddi yönelişlerinden meydana gelen şiirde tamamen hakikatten uzaklaşma mevzu bahis söz konusudur. Çünkü hakikatin en güvenilir, keskin kavrayışı olan ‘akıl pusulası’yla bağını şiir gevşek tutmasıdır. Şiiri iyice hakikate erişimini kısıtlamaktadır. Ama diğer tarafta da şiir şiirdir yani bir bilgi edinme yolu olmadığı da göz ardı edilmemelidir. Şiir aracılığıyla değil de daha çok tecrübe, akıl veya sezgi aracılığıyla elde edilirken söz konusu şiirle hakikat dile getirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

CEYDA ÖZEL, Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

YARARLANILAN KAYNAKLAR
1 Gündoğan, Ali Osman; Felsefeye Giriş,2010,s.123  2Arslan, Ahmet; İlkçağ Felsefe Tarihi,2003,s.269  Ali Osman Gündoğan; Felsefeye Giriş, 2010
Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi,2003
Platon, Devlet

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.