Kitleyi Harekete Geçiren Neden, Gelecek Kavramının Kullanımı ve Günümüz Kitle Hareketlerinin Dinamiği

05.02.2020
237

Kitle psikolojisi bize belirli bir amaç uğruna bir ara- ya toplanan bir yığın insanın bütün halinde davranışlarını etkileyen düşüncelerini, inançlarını, akıl yürütmelerini, ahlaklarını anlatmaya çalışmakta-

dır. Kitle psikolojisinin İşlevi bize toplumsal hareketlerin ar- dında yatan psikolojik süreçleri açıklamaktır. Kitle kelime- sinin etimolojisi; Arapça ktl kökünden gelen kutla (yığın, küme) sözcüğünden alıntıdır.

Kitle psikolojisinde en çok başvurulan kişilerden olan Gustave le Bon ve Eric Hoffer’ın görüşlerinden yola çıkarak eklektik bir düşünceyle ele alacağım yazımda kitle hareket- lerinin ortaya çıkma koşulları ve klasik kitle inançlarında ‘gelecek’ kavramının rolü hakkında bilgi verdikten sonra günümüz kitle hareketinin dinamiği hakkındaki görüşlerimi bildirerek yazımı tamamlayacağım.

Kitle çokluğu ifade eden bir kavramdır, her zaman doğrunun adresi kitle olmasa da gücün adresi genellikle kitledir. Bir araya gelen insanlar bireyin yapamayacağı kötülükleri veya iyilikleri kolaylıkla yapabilirler. Ele alacağımız grup ise dev- rim yapmak isteyenlerdir, en azından içinde bulundukları durumu kötü kabul edip durumu iyileştirmeye çalışanlardır. Hoffer’a göre değişiklik hareketinin ortaya çıkmasını sağla- yan bireyler o anki koşullardan hoşnutsuz olan kişiler ve aşırı yoksul olmayanlardır, bireyler kendilerinden kurtulmak için kitlededirler, kendilerini ispatlamak için değil. Le Bon’a göre birey kitlede asla kendisi değildir. Normal yaşamında akıllı uslu olan biri, bu tür hareketlerde içgüdülerinin esiri olur. Kitlelerin zeka seviyeleri ve kavrayış algıları düşüktür. Onlar için önemli olan yoğun duyguların hissedilmesidir. Burada eklemek istediğim şey birikme olgusudur. İnsanlar her memnun olmadıkları olaylara ya da kararlara toplanarak tepki göstermezler. Eğer toplum için hoşnutsuzluk oluşturan kararlar devamlı olursa ancak bu durum meydana gelir. Yahut bir geleneği yıkmak söz konusu olduğunda toplumsal hareketler baş gösterir. Burada çatışan iki kesimin liberaller ve muhafazakarlar olduğunu söyleyebiliriz.

Kitleyi bir arada tutan en önemli faktör nedir? Bunun cevabı iki yazara göre de aynıdır: İyi bir gelecek vaat etmek. Gelecek vaat etmek hem kitleyi bir hedefe indeksler hem de moral motivasyonlarını yüksek tutar. Kitleler işte bunun için kendi benliklerinden dahi vazgeçerler. Artık bireylerin gelecek kay- gısı çekmelerine gerek yoktur, çünkü gelecekleri başkaları ta- rafından çoktan tasarlanmıştır ve gelecek, gelinceye dek hayal kırıklığı ihtimali yoktur. Burada akıllara bir soru geliyor: Gelecek vaadine insanlar neden inansın? Bence za- manı üçe böldüğümüzde bunun cevabı kendiliğinden çıkı- yor; geçmiş, şimdi ve gelecek. Kitledeki bireyler şimdiden mutsuzlar ve şimdi onlar için çok kötü bir durumda, geleceğin iyi olmasını istiyorlar ama buna şimdiki zamandan daya- nak bulmak imkansız. İşte burada devreye geçmişi mükem- melleştirmek giriyor. Gelecek tasavvurlarını geçmişle destek- leyerek inanılır kılıyorlar.

Peki günümüz kitleleri neden bir ortak gelecek ütopyası etra- fında birleşmiyorlar? Gelişen teknoloji insanları bilimden ve ilerlemeden korkar hale getirdi. Bilim, insanların neyi yap- ması gerektiğini söylemeyen, onlara bilgiler ve açıklamalar sunan, somurtkan, duygusu olmayan bir bilgin durumunda. Gelgelelim bilimin insanlara duygu empoze etmek veya mut- lu yaşama bilinci aşılamak gibi bir iddiası yok. Yani bilimin ‘korkunçlaştığı’ bir ortamda -ki bu korkunçlaşmanın teme- linde çevreye duyarsız bilimsel gelişmenin yattığını iddia ediyorum-bilime dayanan gelecek tasavvuruna insanlar inan- mıyor, güvenmiyor. Bir gelecek ütopyasının kabulü ise müm- kün olma imkanı etrafında değerlendirdiklerinden inandırıcı gelmiyor.

İnsanlar eskiye oranla daha bilinçli, eskiye oranla bilgiye çok daha kolay ulaşabiliyorlar ve eskiye oranla çok daha fazla bilgiyle muhataplar. Bu durum çevrelerinden kilometrelerce uzaklıktaki sorunları duymalarını sağlıyor haliyle. Yaşa- dıkları ülkelerinin herhangi bir yerindeki sorunları, sorun henüz sıcaklığını korurken duyabiliyor ve örgütlenebili- yorlar. Geçmişe oranla insanlar iletişim kurmak ve düşünce- lerini diğer insanlarla paylaşmak için daha az çaba sarf edi- yorlar ve daha az zamana ihtiyaç duyuyorlar. Kitle iletişim araçlarının bir de insanları örgütleme işlevi burada dikkati çekiyor. Artık örgütlenmek için manifestoya gerek yok, her- hangi bir sorunun medyatikleşmesi yeterli.

M. SAFA TAŞKIRAN, Ordu Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.