İlk Derece Mahkemesi Anayasa Mahkemesi Kararını Tanımadı!

06.12.2020
165

Sanık Turhan Günay, Mehmet Altan ve Şahin Alpay
hakkında bir koruma tedbiri olan “tutuklama ka
rarı verilmesi üzerine bu sanıklar tutuklu yargılanmaya başlandı ve bu sanıkların müdafileri tutuklama
tedbirini hukuka aykırı bularak olayı Anayasa Mahkemesine kadar götürdüler Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi “tutuklama tedbirinin hukukiliği” konusunda kararını 11 01 2018 tarihinde gerekçeli olarak kendi sitesinde açıkladı ve “tutukluluğun hak ihlali” olduğunu söyleyip
tahliye istedi Bunun üzerine 13 Ağır Ceza Mahkemesi ise
Türkiye Cumhuriyetinin yargı sisteminde bir ilke imza atarak
Anayasa Mahkemesinin kararını tanımadı İlke imza attı
diyorum çünkü AYM kararı kesin ve bağlayıcıdır, bu karara
karşı mahkemelerin direnme hakkı yoktur Anayasa Mahke
mesi ile ilk derece mahkemesi arasındaki bu diyalog doğal
olarak ülkemizin gündemine oturdu ve sanıyorum ki uzunca
süre siyasetçiler ve hukukçularca tartışılacaktır Bende bu
yazımda bir hukukçu olarak olabildiğince konuyu A’dan Z’ye
kaleme almaya çalışacağım Yazım, Anayasa Mahkemesinin
yetkisini aşıp aşmadığı, ilk derece mahkemesinin yetkisini
aşıp aşmadığı ve bu kararların ulusal ve uluslararası düzeyde
tahmini sonuçları üzerine olacaktır.

1
13 Ağır Ceza Mahkemesi nelere dayanarak AYM ka
rarını tanımadı? 13 Ağır Ceza Mahkemesi AYM’nin ver diği
kararın onun görev ve yetki alanına girmediğini, aksine
kendisinin görev ve yetki alanına girdiğini ve bu yüzden
görevsiz ve yetkisiz olarak AYM’nin verdiği bu kararı tanıma
dığını söyledi Şöyle ki, AYM sadece “hukuki denetim” ya
pabilir ama “yerindelik denetimi” yapamaz Yani ilk derece
mahkemesinin görev ve yetki alanına giren bir konuda onun
yerine geçip onun adına karar veremez AYM’nin yapabile
ceği tek şey, başvurucu hakkında verilmiş tutuklama tedbi
rinde bir “hak ihlalinin olup olmadığını” Anayasa çerçe
vesinde değerlendirmek, hak ihlali varsa bunu göstermek ve
dosyayı yeniden yargılanmanın yapılabilmesi için ilk derece
mahkemesine göndermektir.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Madde 50 1 2 ::“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hak
kının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir İhlal
kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldı
rılması için yapılması gerekenlere hükmedilir Ancak yerin
delik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem nite
liğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargı
lama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir

Anayasa Madde 148 4 ::“Bireysel başvuruda, kanun yo
lunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıla
maz.

Fakat AYM bu kararında “hukukilik denetimi” yapmak
yerine “yerindelik denetimi” yaparak sanki bir istinaf mah
kemesi veya Yargıtay ya da ilk derece mahkemesi gibi olayın
esasına girmiş, vakıa değerlendirmesi yapmış, delilleri değer
lendirmiş ve tahliye kararı vermiştir Hâlbuki AYM’nin yap
ması gereken, koruma tedbiri olan tutuklama kararında hak
ihlalinin olup olmadığını “delilleri incelemeden” Anayasa
ve İHAS çerçevesinde değerlendirmek, hak ihlali varsa bunu
gerekçeli olarak açıklamak ve yeniden yargılanmanın yapıl
ması için dosya hakkında “kendisi karar vermeyip” dosyayı
ilk derece mahkemesine yollamalıdır Dolayısıyla AYM yuka
rıdaki kanun maddelerine alenen aykırı davrandığı için 13
Ağır Ceza Mahkemesi AYM’nin bu kararını tanımamıştır.

2.13 Ağır Ceza Mahkemesi AYM’nin kararını yukarıdaki
hukuki gerekçelerle gerçekten de tanımayabilir mi?
Olayın ikinci problemli noktası ise burasıdır Anayasa Mah
kemesi hukuka uygun veya “hukuka aykırı bir karar verse”
bile ne olursa olsun bu karar tüm yargı merci tarafından
kesin ve bağlayıcıdır, itiraz edilemez veya diğer üst mahke
melerin vermiş olduğu kararlardaki gibi burada ilk derece
mahkemesinin direnme hakkı yoktur.

Anayasa Madde 153 “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.”

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Madde 66 1 ::“Mahkeme kararları kesindir Mahkeme ka
rarları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını,
idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

Yukarıdaki yasal dayanaklar doğrultusunda ilk derece mah
kemesinin “kararı tanımama” hakkındaki beyanının hiçbir
hukuki geçerliliği yoktur Zannediyorum ki ilk derece mah
kemesi er ya da geç AYM’nin tahliye kararını yerine getirmek
zorunda kalacaktır AYM’nin sitede yayımlanan tahliye kara
rına rağmen başvurucuları tahliye etmeyen mahkeme, özgür
lük ve güvenlik hakkını ihlal etmeye devam eder Buna göre
AHİM, tahliye kararının infazındaki 1 5 saatlik gecikmede
ihlal bulmazken (Bakınız Manzoni / 11 saat için ihlal
bulmuştur ..(Bakınız Quinn / Dolayısıyla bu ihlalin
süresi uzadıkça Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından öde
necek maddi ve manevi tazminatta artacaktır.

3.Anayasa Mahkemesi neye dayanarak böyle bir karar
verdi? Takdir edersiniz ki Anayasa Mahkemesi gibi üst dü
zey ve tecrübeli hukukçuların olduğu bir mahkeme tüm bu
söylediklerimizi bilmiyor olamaz Peki bunları bilmesine rağ
men nasıl böyle bir karar verdi? AYM tutukluluk kararının
Anayasaya uygunluğunu üç kritere bakarak değerlendirir
Aslında bu üç kriteri de AİHM’den almıştır Bunlardan
birincisi, kuvvetli suç şüphesi/belirtisi var mı? İkincisi,
tutukluluk sebebi var mı? Üçüncüsü, tutukluluk tedbiri
ölçülü mü? AYM’nin bu üç kriterden sadece ilkine bakması
yani kuvvetli suç şüphesine/belirtisine bakması “hak ihlali
vardır” kararını vermesi için yeterli oldu ve diğer kriterlere
bakmadı bile Çünkü sanıklar hakkında tutuklama tedbiri
uygulanması için hiçbir kuvvetli belirti bulamadı ve doğal
olarak ilk derece mahkemesinin kararında “hak ihlali vardır
kararı” alıp kişileri suçsuz buldu Bu kararın yasal dayanağı
da aşağıdaki Anayasa maddesi oldu.

Anayasa 19-3 Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bu
lunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini
veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi
tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer haller
de hakim kararıyla tutuklanabilir.

“E sorun nerede?” dediğinizi duyar gibiyim Sorun şu ki,
yukarıda açıkladığımız üzere Anayasa Mahkemesi esasa girip
delilleri değerlendirip karar veremez Fakat tutuklama tedbi
rinde hak ihlali olup olmadığına da delillere bakmadan karar
veremez Bu yüzdendir ki Anayasa Mahkemesi “yerindelik
denetimi” yapmak zorunda kalmıştır AYM bu denetimi
yaparken de “temel hak ve özgürlükler” çerçevesinde yapıyor
ve AİHS 5 1 /C gereğince de bunu yapmak zorundadır İddia
name hazırlanmış, deliller tartışılmış bu aşamadaki davada
tutuklama için hiçbir kuvvetli suç şüphesi bulunamamışsa
sonrasında da hüküm verilemez Dolayısıyla AYM delil de
ğerlendirmesinden sonra tahliye kararı da almak zorundaydı
ve aldı.

4.AYM ile ilk derece mahkemesi arasındaki bu diyalo
ğun olası sonuçları ne olabilir? Bunun kanaatimce dört
sonucu olabilir Birincisi bundan sonra diğer ilk derece mah
kemeleri de AYM kararını tanımamaya başlayabilir İkincisi
bir KHK veya kanun çıkartılarak AYM gibi bir mahkemenin
sırf bu gerekçeyle birçok yetkisi kısıtlanabilir Üçüncüsü
AİHM’e başvurular ciddi sayıda artabilir Şöyle ki, kural ola
rak AİHM’e başvurabilmek için “etkili iç hukuk yollarının”
hepsinin tüketilmesi şarttır Fakat ilk derece mahkemesinin
tanımama kararı AYM’nin “etkili iç hukuk yolu” olmaktan
çıkmasına ve dolayısıyla artık AYM’ye başvurmadan veya
hem AYM’ye başvurup hem de eş zamanlı AİHM’e başvuru
nun yolunu açabilir Dördüncüsü ise Turhan Günay hakkın
da verilen “kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlali” kararı diğer
gazeteci olan Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık, Nazlı
Ilıcak, Ahmet Altan vs içinde emsal karar teşkil edebilir.

SONUÇ
AYM kanunda yasak olarak belirtilmiş “yerindelik
denetimi” yaparak karar vermiştir ve fakat kanaatimce bunu
yapmak zorunda kalmıştır Çünkü ilk derece mahkemesinin
delillerini incelemeden tutuklama kararının hak ihlali olup
olmadığını değerlendiremezdi Sonrasın da tahliye kararı
vermesinin sebebi ise kuvvetli suç şüphesiyle tutuklayama
dığın bir kişiyi mahkum etmenin hiçbir anlamının olmama
sından kaynaklandığını düşünüyorum Belki burada kararı
ilk derece mahkemesine bırakabilirdi lakin zaten yerindelik
denetimi yaptıktan sonra kararı da kendisinin vermesi bu
denetimin doğal sonucu olmuştur Öte yandan ilk derece
mahkemesinin kararı tanımamasının ise hiçbir hukuki gerek
çesi yoktur Çünkü AYM kararları ne olursa olsun kesin ve
bağlayıcıdır Bunun yerine getirilmemesi ise yukarıda açıkla
dığım olası ciddi sonuçları doğurabilir Şayet AYM hukuka
aykırı karar vermişse yapılması gereken “kararı tanımamak”
asla olamaz çünkü bu “hukuk devleti” ve “hukuk güvenliği”
kavramlarını ciddi manada zedeler Yapılması gereken yeni
bir kanun çıkartarak mücadele etmekten başka bir şey asla
olamaz Sonuç olarak AYM Anayasanın 19 3 7 (Kişi Hürriyeti
ve Güvenliği), 26 (Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti),
28 (Basın Hürriyeti) maddelerinde hak ihlali olduğuna
kanaat getirmiştir Ayrıca tarafı olduğumuz Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesinin 5 1 /C maddesine göre de karar vere
rek Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında hak ihlali sebe
biyle tahliye istemiştir.

Halitcan Dündar, Avukat

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Halit Can Dündar
Av. Halit Can Dündar
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.