İlyada

09.02.2020
752

Batı medeniyetinin ilk yazılı edebi eseri olarak kabul edilen İlyada; MÖ 13. yüzyıl civarlarında, İlyon ya- hut Troya olarak anılan kentin yok oluş faciasını anlatır esasında… Ancak ele aldığı konular yaklaşık

on yıl süren Truva Savaşı’nın son 51 günü ile sınırlı değildir. 24 bölümlü ve 16.000’ i aşkın dizeli bu koca destan; birçok mitos, kahramanlık hikâyeleri ve soyağaçları ile dallanıp budaklanarak adeta bir efsaneler ağına dönüşür. Antik Yu- nandan bugüne her yüzyılda yeniden ele alınıp işlenebilecek nitelikte bir cevher olması, ona haklı bir ün sağlamıştır. Batı medeniyetine her temas edişinizde ondan bir hissediş, bir tat bulursunuz.

Herodotos’ a göre MÖ 850 sularında yaşamış olan Homeros, Odysseus ile beraber İlyada’nın yaratıcısı kabul edilir. Ancak bu konuda bir hayli tartışma vardır. Homeros’un yalnızca sözlü geleneği aktardığı, tüm destanın değil sadece belli bir kısmının sahibi olduğu ve hatta aslında yaşamamış hayali bir ozan olduğu dahi iddia edilmiştir. Antikçağ filologları bile bu konuda uzlaşma sağlayamamış, Homeros’un kim olduğu, hatta yaşamış olup olmadığı dahi yüzyıllardır bir muamma olarak kalmıştır.

Homeros, Hesiodos ile birlikte Yunan mitologyasının ve aynı zamanda dininin kaynağıdır, derleyicisidir. Homeros İlyada ve Odysseus’ta, Hesiodos Theogonia’da tanrı ve tanrıçaları niteliklerine ve işlerine göre sınıflandırır, betimler. İlyada’da öyle canlı betimlenir ki tanrı ve tanrıçalar; Homeros adeta gözleriyle görmüştür hepsini. Görünüşleri, karakterleri hatta nereli oldukları bile anlatılır. Aphrodite Kıbrıslı Tanrıça diye geçer her daim, Hera ise Argosludur.

Tanrı ve tanrıçalar insan suretindedir ve halktan biri gibi- dirler. Kavga ederler, yalan söylerler, âşık olurlar, evlenirler… İnsanlardan farkları ölümsüz olmaları ve üstün güçlere sahip olmalarıdır. Tek tanrılı dinlerdeki “mükemmel Tanrı” düşün- cesi Antik Yunan’da yoktur. Zeus, baş tanrıça kabul edilen saygın karısı Hera’ya “A şeytan karı” diye hitap eder. Hera da baba tanrı Zeus’a şöyle der bir pasajda:

Hangi tanrıyla neler alıp verdin ey düzenbaz?
Hep bensiz gizli işler düşünür, karar verir, hoşlanırsın. Şöyle candan söylemeye yanaşmazsın düşündüğünü.

Yahut okçu tanrı Phoibos Apollon şöyle bahseder savaş tan- rısı Ares için:
Ares, insanların baş belası Ares,
ey kaleler yıkan, elleri kanlı

Homeros’un dünyasında insanlar ve tanrılar iç içedirler. Tanrılar müdahale etmek isterlerse Olimpos’tan insanların içine inerler. Bazen yüreklerine fısıldarlar insanların, bazen de görünürler onlara. Ol deyince istediği olan bir tanrı mo- deli yoktur İlyada’da. Zeus savaşı gözlemek için İda Dağına iner, Aphrodite savaşa müdahale etmek için cengin ortasında kalır hatta oğlunu korumak isterken Diomedes tarafından vurulur.

PowerPoint Sunusu

Olaylar doğaüstü bir şekilde gelişse dahi bir nedensellik göze çarpar. Athena bir savaşçıyı korumak için hızla gelen kargıya “Dur!” diyerek durdurmaz, eliyle tutar ve yönünü değiştirir. Belki de doğumdan ölüme içlerine işleyen bu destanla yaşa- yan Eski Yunan insanının felsefe ve bilimdeki başarısı bun- dan kaynaklıdır: keskin bir nedensellik.

Homeros olayları anlatırken sıkça benzetmelerden yarar- lanır, misaller verir ve olayı somutlaştırır, doğayla sürekli iç içe olan Eski Yunan insanının zekâsını şahane anlatımıyla yansıtır İlyada’da. Şu dizelerde hissederiz pastoral anlatı- mının muhteşemliğini:

Sürülerle sinek koyun ağılının dört bir yanında hani Birbirlerine yapışıp nasıl uçuşurlarsa,
Süt kapları doldurulurken bahar günleri,
Gür saçlı Akhalar da işte öylece

Troyalıları yok etmek hırsıyla yana yana Bir anda doldurdular ovayı.

Oraya buraya dağılan keçi sürülerini çobanlar hani, Otlakta kolayca seçip dizerlerse nasıl,
Komutanlar da savaş için öylece
Şu yana bu yana dizdiler erlerini.

Homeros’un olayları yaşıyormuşçasına gözümüzde canlan- dırıp sürekli benzetmeler yapması İncil ve Kur’an-ı Kerim’de de göze çarpar:

İsa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı.

Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.

İlyada’da erkekler kadar kadınlar da önemli bir yer tutar. Truva Savaşı’nın görünüşteki nedeni de bir kadındır zaten: Helene. Hera neredeyse Zeus kadar güçlüdür, Athena erkek- lerden çok daha iyi savaşır. Ancak bedensel özellikleri dolayı- sıyla – Amazon kadınları hariç – erkeklerin kadınlar üzerin- deki bariz bir üstünlüğü göze çarpar. Kadın çoğunlukla korkaklık ve zayıflık ile özdeşleştirilir. Hektor geri çekilen Diomedes’e şöyle bağırır olanca gücüyle:

…Ama bundan böyle komayacaklar seni adam yerine. Tam bir kadın oldun çıktın sen…

Menelaos şöyle kızar askerlere:

Sizi ödlekler sizi,
Akha erkekleri denmez size, Akha karıları demeli.

İlyada’da günlük hayattan bir hayli bahsedilse dahi hukuka pek değinilmez. Ahde vefa gibi çok temel ilkeler göze çarpar. Toplumun klanlardan oluştuğu, şehir devletlerinin ve klanların başında kralların bulunduğu gibi temel bilgilere ulaşılabilir. Tüm şehirleri içine alan merkezi bir otorite yoktur ancak eşitler arasında birinci denilebilecek bir baş kral vardır. İlyada’da bu birinci kral Agamemnon’dur. Siyasi erkin dinsel kökenli olduğu sık değinilen bir ögedir. Kuvvetli bir kut inancı mevcuttur ve atadan kalma bir değnekle sembolize edilir. Siyasi kudret sembolü değnek şöyle anlatılır:


Güçlü Agamemnon, elinde değneği, kalktı.
Hephaistos yapmıştı didine didine o değneği,
vermişti onu Kronosoğlu Kral Zeus’a,
Zeus da Argos’u öldüren yol gösterici Hermes’e vermişti, Atları kamçılayan Kral Pelops’a vermişti o da,
Pelops da erlerin güdücüsü Atreus’a vermişti,
Atreus da bol sürüsü olan Thyestes’e bırakmıştı ölürken, Thyestes de onu taşısın diye Agamemnon’a bırakmıştı, Bunca adalarda, Argos’ta boydan boya sözünü geçirsin diye.
Buyruğunda bir yığın halk var, Değneği, yasaları verdi Zeus senin eline Yönetesin, çekip çeviresin diye halkı.

Ancak Agamamnon’un gücü mutlak değildir. Önderliğini yaptığı diğer krallar açıkça isyan etse dahi pek bir şey yapa- maz. Baş kralı eleştirmeyi en doğal hakları olarak görürler hatta hakaret dahi ederler:

…Oysa tam vermedi armağanları sana Kronosoğlu, Bir değnek verdi eline, yüceltti onurunu,
Ama vermedi saldırma gücünü, asıl şeyi Akhaoğullarını sen öyle pısırık, ödlek sanma budala.

İlyada, insanoğlunun yarattığı en değerli edebi eserlerden biridir. Akıcı ve doğal üslubu ile insan hemen kapılıverir Homeros’un büyülü dünyasına… Bu öyle bir dünyadır ki yüzlerce yıldır milyonlarca insanı içine çekti, yüzlerce yıl daha insan ırkını kendisine hayran bırakacağa benziyor…

YARARLANILAN KAYNAKLAR VE İLERİ OKUMA

1-HOMEROS, İLYADA, çev. Azra Erhat – A. Kadir,
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4. Baskı, Ekim 2016, İstanbul. 2-HAMILTON Edith, Mitologya, Varlık Yayınları, 2016.
3-NORWİCH John Julıus, Antik Dünyayı Şekillendiren Kentler,
YKY, Eylül 2015.
4-ULUDAĞ Adem, Antik Dünya Ansiklopedisi, Tübitak Yayınları, 2010. 5-MANSEL Arif Müfid, Ege ve Yunan Tarihi,
Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2014.

HASAN CAN UCA, İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.