Devrim

06.12.2020
442

Dünyamızın güney yarım küresinin Nisan aylarında çehresi değişir. Kış geçmiş, Mart ise hangi mevsime ait olduğuna karar veremeden Nisan gelmiştir. Tabiat güneşe en güzel yanıtını vermek için son Nisan yağmurlarının geçmesini bekler. İnsan dediğimiz varlık bile umut ve tebessümü öncelikleri arasına koyar. Tüm kış unutulan sahiller, bahçeler ve sokaklar hasret olduğu canlı yaşamına ev sahibi olur. Soğuklar bitmiş, değişimin zamanı gelmiştir. Bir sonraki Nisanların daha umutlu olabilmesi için…

Boston’da  Nisan  ise  festival  havasında  geçer.  Günler  önce- sinden   insanlarda   başlayan   hareketliliğin   nedeni   şehrin, dünyanın   en   önemli  maratonlarından   birine  ev  sahipliği yapmasındandır. 1967’nin Nisan ayında yetmişinci kez sporcular  42,195  metrelik  zorlu  etabı  bitirmek  için  başlangıç çizgisinde   toplandılar.   Yağmur,   şartları   onlar   için   biraz zorlaştıracaktı.  Fakat  arkasından  doğacak  güneş  araların- daydı.

Kathrine Switzer o gün güneşin yeryüzündeki temsilcisiydi. Yetmiş yıl boyunca kadınlar, maratonda hiç yarışmamıştı. Kadınların bu konuya yeterliliklerinin sorgulanması bir yana kendileri dahi maratonda koşmayı hayal edemiyordu. Switzer koçu Arnie ile birlikte çalışmalarına aylar önceden sessiz sedasız başladı. Boston Maratonu’nun, katı kurallarının yanında eşitlikçi bir yönetim yapısına da sahip olduğu söylenemezdi. Daha önce yarışmayı deneyen kadın atletler olmuştu fakat resmi olarak kayıtlı bir kadın sporcu hiç olmamıştı. Kathrine isminin baş harflerini kullanarak yarış- maya kayıt oldu. Yetkililer bu sayede onun erkek olduğunu düşündüler. Okulunun atletizm takımıyla son hazırlıklarını tamamlayan genç kadın dünyayı gerçeklerle yüzleştirmeye hazırdı.

Havanın   yağmurlu   olması   yarışın   ilk   bölümleri   için   bir avantajdı.  Kapüşonunu  kafasına  geçiren  Kathrine  fark  edilmedi.  Koçu  Arnie  ve  erkek  arkadaşı  Tom  da  onun  yanında tarihin  canlı  tanıkları  oluyorlardı.  Yarış  başlamıştı  ve  atılan her  adımda  tarih  baştan  yazılıyordu.  Tüm  dünyanın  ilgiyle takip ettiği maratonda birazdan görülmemiş şeylerin yaşanacağından  herkes  habersizdi.  Basın  otobüsleri  tabi  ki  bunun için  vardı.  İçinde  basın  mensuplarını  ve  onların  ekipmanlarını taşıyan basın otobüslerinden biri o esnada Kathrine’in yarıştığı yerden geçiyordu.  O an yarışta bir kadın sporcunun bulunduğu   anlaşıldı.   Organizasyonun   sahiplerinden   Jock Semple o esnada otobüsün içindeydi. Olanları herkesle beraber  aynı  anda  gördü.  Basın  otobüsünden  inen  organizatör bir  anda  genç  kadının  üstüne  atladı.  Kolundan  yakalayarak Kathrine’in 261 göğüs numarasını yırtmaya çalışan Semple tüm nefretiyle bağırdı: “Yarışımdan defol git, numaranı da hemen ver.” Kathrine koçu Arnie’nin araya girme çabalarıyla koşmaya devam etti. Korku onu yıldırmamıştı. Erkek arkadaşı Tom, aynı zamanda bir Amerikan Futbolu oyuncusuy- du. Tarafı da çoktan belliydi. Tom, koşu adımlarını hızlan- dırdı ve organizasyon sahibi Jock Semple’ı bir anda itti. Arnie olayın şokuyla sadece “Arkana bakmadan koş.” diyebildi. Kathrine hızını arttırmaya başladı. Arkasını dönerek sözün bittiği yerden önceki durakta ağzından şu cümleler döküldü:

Ne pahasına olursa olsun yarışı tamamlamam gerekiyor. Yarışı tamamlayamazsam kimse kadınların koşabileceğine inanmayacak. Kadınların burada yer almaması gerektiğine inanacaklar.”

İnsan türünün sonu gelmeyen önyargılarından biri daha yıkılıyordu. Biraz önce yaşanan bütün o olaylar basın otobüsünün tam önünde olmuştu. Orada olan onlarca tanık bir yana kameralar ve fotoğraf makineleri kayıttaydı. Tüm dünya ertesi gün gazetelerde, radyo-televizyon bültenlerinde bu anı öğrenecekti.

Kathrine   yarışın   kalanında   konsantrasyonunu   korumayı başardı.  42  kilometre  bir  insanın  sadece  fiziksel  yeterlilikle aşabileceği  bir  etap  değil.  Yüksek  bir  mental  güce  sahip olmak,  atletler  için  maratonun  belki  de  en  hazırlıklı  olunması   gereken   bölümü.   Kathrine   bizzat   organizasyonun sahiplerinden  birinin  saldırısına  uğramasına  ve  maratonu koşan  ilk  kadın  olmasına  karşın  4  saat  20  dakika  gibi  bir sürede  maratonu   tamamladı.  Olmaz   denen  bir   ilk   daha 1967’de, Nisan ayında, Boston Maratonu’nda kadın bir koşucu tarafından başarılmıştı.

Yaratılan  kamuoyu  sonuç  verdi.    Kathrine  sadece  bir  ilki başarmamıştı.   Koşunun   ardından   beş   yıl   içinde   istenen düzenlemeler  yapıldı.  Kadınlar  artık  maratonların  önemli birer aktristi olmuşlardı. Ömrünün kalanında kadın koşucu- lar  için  aktivistlik  yapan  Kathrine  Switzer  önemli kilometre taşlarının  aşılmasında  öncü  oldu.  Bunlardan  en  önemlisi Olimpik Oyunlarda  kadınların maratonda  yer  almasını sağ- lamasıydı.   Aktivistliğin   yanı   sıra   yazarlık   ve   televizyon yorumculuğu da yapan kadın atlet, ülkesinde ve dünyasında önemli  bir  figür  haline  dönüştü.  2017  Boston  Maratonu’na elli yıl aradan  sonra  katılan  Kathrine  Switzer, o  gün  giydiği göğüs numarasıyla yani ‘261’ ile tekrar yarıştı. İlerlemiş yaşına rağmen formunu koruyan Switzer, 1967’deki derecesinden sadece   20   dakika   uzaklıktaydı.   Üstelik   yalnız   da   değil. İstatistiklere  göre  ABD’deki  maraton  koşucularının  bugün yüzde 58’i kadın.

Tarihin en anlamlı 42 kilometresi 51 yıl önce üniversiteli bir kadın  tarafından  koşuldu.  Nisan  ayı  tabiatın  tamamı  için değişim   zamanı.  Kathrine   Switzer da   devrim  için  Nisan’ı seçmişti. Başardı. Umut ve tebessüm o gün  en  güzel galibiyetlerinden birini aldı.

ONAT BOLAT, Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme

Sonbahar / 2018

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

  1. dizi dedi ki:

    I was more than happy to uncover this page. I wanted to thank you for ones time for this particularly wonderful read!! I definitely really liked every little bit of it and I have you saved to fav to check out new information in your site. Noelle Hubie Tollman

  2. altyazili dedi ki:

    An interesting discussion deserves comment. I think that you need to write more on this topic, it could not be a frowned on subject however typically people are not nearly enough to speak on such subjects. To the next. Thanks Aggi Garrik Carmina