Britanya’nın Son Fethi

03.01.2021
348

Britanya, Avrupa kıtasının kuzeybatısında yer alan bir ada ülkesidir. Adanın en yakın komşuları; güneyindeki Manş Denizi’nin karşı kıyısı olan Fransa Normandiya’sı ve batısında bulunan İrlanda Adası’dır.

Britanya, insanlık tarihi boyunca birçok farklı ulus ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Adanın tarihi çok daha eski tarihlere dayandırılsa da, kesin olarak bildiğimiz ilk yerleşimcileri Roma İmparatorluğu’nun baskıları sonucu adaya Galya’dan (Fransa’dan) göç eden Keltler’dir. Daha sonraları

M.S.  1.  yüzyılda  Roma  İmparatorluğu’nun  hakimiyeti  altına giren  adaya  Latinler  tarafından  “Britania”  adı  verilmiştir. Roma İmparatorluğu’nun milattan sonra 4 ve 5. yüzyıllardaki barbar  akınları  sebebiyle  adayı  terk  etmesi  sonucu  Britan- ya’yı Cermen kabileleri olan Angıl, Sakson ve Jüt’ler istila et- miştir. Bölgeye yerleşen bu kabileler ada üzerinde hakimiyet kurarak  kendi  krallıklarını  oluşturmaya  çalışmışlardır.  Bu krallıklardan bazıları Mercia, Northumbria ve Wessex’tir. Bu krallıklar  Britanya’da  kesin  egemenlik  sağlamak  için  birbirleri ile savaşmışlardır. Mercia ve Northumbria bu savaşta belirli dönemlerde öne çıksalar da kesin bir birleşik İngiltere Krallığı,  Wessex  kralı  olan  Athelstan  tarafından  927  yılında oluşturulmuştur.  Britanya  Adası’nın  içinde  bulunduğu  tehlike  birleşmiş  bir  Britanya  tacı  için  değildi.  Adanın  yabancı olduğu yeni tehlikenin adı ise Viking istilasıydı.

Vikingler

Bu kuzeyli halk, Cermen kökenli olup Avrupa’nın Kuzey tarafındaki  İskandinavya  ve  Danimarka’da  yaşıyordu.  Savaşçı olmalarının  yanı  sıra  bu  halk,  ticaret  ile  de  uğraşıyordu. Bölgelerindeki iklim şartlarının sert ve topraklarının verimsiz oluşu,  onların  çevre  bölgelerini  de  istila  etmelerine  sebep oluyordu.  Bunların  dışında  siyasi  birliğin  olmaması  sürekli bir iç çekişmeyi beraberinde getiriyordu. Bölge halkı için göç ve  yağma  gereksinimi  neredeyse  vazgeçilmez  bir  hal  alıyordu. Bu sebeple, batıda “Normanlar” 1 doğuda ise “Vareg” adıyla anılarak yayılmalarını sürdürmüşlerdir. En önemli araçları olan tekneleri, kendisine has dizaynı sayesinde hem nehirde hem de açık denizlerde seyahat edebiliyordu. Bunun yanında manevra kabiliyetinin yüksek olması deniz savaşlarında hatırı sayılır bir üstünlük de kazandırıyordu.

Vikinglerin Britanya adasına ilk ayak basması, 793 yılında ki Lindisfarne  Manastırı  baskınıyla  başladı.  İlk  yağmalarında elde   ettikleri   ganimetin   büyüklüğünden   etkilenen   Viking yağmacıları,  adaya   devamlı  bir   akın  dalgasını  başlattılar. Hatta ilerleyen dönemlerde adanın orta kesiminde hakimiyet sağladılar (Danelaw)3. Bu halk kendilerini sadece İngiltere ile sınırlamadı.  Batıda  İzlanda,  Grönland,  Normandiya  ve  New Foundland’a,  Doğuda  ise  Novgorod  üzerinden  Kiev’e  ulaştılar. Hatta bazı yağma akınları Cebel-i Tarık üzerinden Akdeniz’e ulaştı. İspanya, Güney Fransa ve İtalya yarımadasını yağmaladılar.  Diğer  bir  grup  ise  860  yılında  Rus  ulusunun kurucusu   kabul   edilen   Rurik4   önderliğinde,   Doğu   Roma İmparatorluğu  başkenti  Konstantinopolis’e  küçük  çapta  bir yağma girişimi düzenledi. İlerleyen dönemlerde etki alanı genişlemiş olan Viking istilası, Avrupa ve Avrasya dolaylarında Kavimler göçünün bir benzeri olarak siyasi, toplumsal ve kültürel düzeyde önemli etkilerde bulundu. Bunun en belirgin kanıtı olarak da Normandiya’da kurulan düklük ve Sicilya’daki Norman Krallığı gösterilebilir.

Normandiya Düklüğü

M.S.  10.  yüzyıla  gelindiğinde  ise  eski  Karolenj  Krallığının devamı  olan  Batı  Francia5    toprakları  sürekli  artan  Viking yağmalarından    bunalmıştı.    Bunun    sonucunda    Batı Francia’nın  kralı  olan  Charles  (Saf)  911’de,  bir  Viking  savaş şefi   olan   Rollo’ya   Hristiyanlığa   geçip   vaftiz   olması,   Batı Francia topraklarını Viking istilalarından koruması ve Frank kralının  bir  “fief”6  i  olması  karşılığında,  “Saint-Claire-sur- Epte Antlaşması” ile onu hem Normandiya Dükü ilan etmiş hem de kızı Prenses Gisela’yı Rollo ile evlendirmişti.

Bu tarihten sonra Normandiya bölgesindeki hakimiyetlerini sağlamlaştıran Vikingler, bölgede hakim unsur olsalar da Frank kültüründen etkilenmiştirler. Devlet yönetimi açısından Karolenjlerin yüksek devlet tecrübesini kendilerine uyarlamak ile birlikte mali ve toprak kanunlarını da düzenlemişlerdir.

Wessex ve Anglo-Sakson Krallıkları

Bölgeye Roma hakimiyetinin zayıflamasıyla gelen Angıl, Sakson ve Jüt kabileleri Britanya Adasını ele geçirmeye 5. yüzyıllarda başlarlar. Bölgede birleşik bir güç bulunmadığından adanın ilk sahipleri olan Kelt asıllı halkı İrlanda,İskoçya ve Galler bölgelerine sürerek kandilerine ait hakimiyet bölgeleri oluştururlar. Bölgede kurulan büyük krallık- lardan Mercia ve Northumbria belirli dönemlerde adadaki en önemli siyasi güç olma seviyesine çıksalar da Viking istilaları ve iç çekişmeler sonucunda güç kaybederler. Bu krallıklardan Britanya Adası’nın en güneyinde bulunan Wessex Krallığı Vikinglere karşı kendini korumayı başarmıştır. Nihayetinde son Wessex Kralı olan Athelstan 927 yılında Britanya adasının tamamını olmasa bile en azından Anglo-Sakson halkının yaşadığı kesimin tek hakimi oldu. Bu sayede Britanya’da ilk kez “İngiltere Krallığı”7 adı altında bir siyasi birlik sağlanmış oldu.

927-1066 Arası Britanya Adasının Siyasi Durumu

Britanya Adası’nda 793 Lindisfarne Manastırı Baskını ile baş- layan  Viking  yağma  akınları,  şiddetini  Wessex  Kralı  Büyük Alfred’in(871-889) döneminde nispeten azaltsa da, Vikingler yağma akınlarına ara ara devam etti. 991 yılına  gelindiğinde ise  Keçi  sakal  Sveyn’in  İngiltere’ye  yaptığı  sefer  İngiltere Krallığını resmen ikiye bölünmüş oldu (Danelaw). York şeh- rinin  bulunduğu  kuzey  kısmı  ile  kadim  Wessex  Krallığının toprakları olan güney kısmı arasında karasal bir bağ kalmadı. Dönemin İngiltere Kralı olan Ethelred’in, Normandiya Dükü Richard  ile  yapmış  olduğu  ittifak  Anlaşması  ve  Richard’ın kızı ile evlenmesi de İngiltere’yi Viking istilasından kurtara- mamıştı.  Ülkesini  Viking  istilacılarına  karşı  savunamayan Ethelred  Svend’e  yüklü  bir  vergi  vermeyi  kabul  etti.(Dane- geld) 8

Svend,  İngilizlerden  aldığı  para  ile  Norveç  seferini  finanse etti  ve  bu  bölgedeki  hakimiyetini  genişleterek  son  Norveç Kralı Olav’ı, Swold Deniz Savaşı’nda yenerek öldürdü. Daha sonraları  defalarca  Britanya’ya  sefer  düzenleyen  Svend  her seferinde  daha  da  fazla  ganimet  için  geri dönüyordu.  Fakat 1002’deki  seferde  Ethelred  kişisel  muhafız  ordusuna  adanın her  tarafına  yayılmalarını  ve  bütün  Viking  yerleşimcilerini öldürmeleri  emrini  verdi.  Bu  emir  Vikingleri  korkutmaktan ziyade  daha  da  çok  hiddetlendirdi.  1013  Yılına  gelindiğinde ise   Svend   Ethelred’i   yine   yenerek   Normandiya’ya   sürdü. Kendisini  de  İngiltere  Krallarının  ilk  defa  taç  giydiği  “Bath” kentinde  kral  ilan  etti.  Ethelred  ise  Wight  Adasına  kaçıp karısı ve çocuklarını Normandiya’ya gönderdi.

Britanya  Adası’nda  bu  dönemde  tahtta  hak  iddiaları  ortaya atıldı.  Tarihler   1016’yı  gösterdiğinde  Sveyn’in  oğlu   Knud, Ethelred’in  dul  eşiyle  evlendi.  Hristiyan  oldu.  Kendisinden sonra   da   1042’ye   kadar   İngiltere   Viking   soyundan   gelen krallar  tarafından  yönetildi.  Knud’dan   sonra  tahta  geçen Harold  ve Harthacnut’un  varis bırakmadan  ölmeleriyle taht Ethelred’in Normandiyada’ki oğlu Edward’(Aziz)a kaldı.

Edward 1042’de kral olur olmaz İngiltere’nin en güçlü kontu olan Godwin’in kızı ile evlendi. Eşinin iki erkek kardeşine de kontluklar verdi. Bundaki sebep İngiltere’nin güçlü kontları- nın  İngiltere tahtı  üzerinde  önemli ölçüde  söz  sahibi  olma- larıydı.  Fakat  Edward  daha  sonra  diğer  kontların  da  desteğini   kazanmak   adına   Godwin’i   sürgüne   gönderdi.   Oğlu Harold   Godwinson’ın   kontluğunu   elinden   alarak   Mercia Kontu Leofric’in oğluna verdi. Godwin’in kızı Edith’i manas- tıra  gönderdi.  Fakat  1051’de  ki  yaşananları  kabullenmeyen “Yaşlı” Godwin Batı Francia’da ki sürgününde yanına destek- çilerini   toplayarak   Edward’ın   üzerine   yürüdü.   Godwin Edward’ı  yenince  Godwin’in  hanesi  kaybettiklerini  tümüyle geri aldı. Godwin bu galibiyetin sevincini fazla yaşayamadan 1053 yılında öldü.

Bu tarihten sonra Godwin’in oğulları İngiltere’nin dört büyük kontluğundan Mercia hariç üçünü kontrol ediyorlardı. Bunların dışında Galliler ve İskoçlar kontlar tarafından itaat altına alınmıştı. Fakat kardeşlerden Northumbria Kontu Tos- tig kendi kontluğunda aşırı vergiler koyarak halk üzerinde baskılarını artırınca kendisine karşı tepkiler doğmaya baş- ladı. Kardeşi Harold Godwinson’ın da karşı tarafta yer alması sonucu ülkeyi terk etmeye zorlandı ve Norveç Kralı Harald Hardrada’nın yanına sığındı.

Dönemin diğer bir önemli olayı ise Harold Godwinson’ın Manş Denizi’nde yolculuk ederken fırtınaya kapılıp Normandiya sahillerine çıkmak durumunda kalmasıdır. Normandiya’ya çıkan Harold’ın ne gemisi, ne adamları, ne  de  parası vardı. Normandiya Dükü William onu yaptıkları konuşmadan  sonra  gemi ve adam ile İngiltere’ye yolladı. William ve Harold’ın Normandiya’da ne konuştukları hakkında kesin bilgiye sahip değiliz. İngiliz, Danimarka ve Norman vakanüvisleri farklı açıklamalarda bulunsalar da, tarihçilerin büyük çoğunluğu burada gerçekleşen konuşmadan sonra William’ın İngiliz tahtı üzerindeki ihtiraslarının arttığı yönünde görüş bildirir.  Bunun  çok  da  yanlış bir yaklaşım olmadığını, William’ın Edward ile akraba olması ve Harold’ın İngiltere tahtı üzerinde söz sahibi olması şeklinde yorumlayabiliriz.

  1. Norman kelimesi kuzeyden gelen adam anlamı taşır. (North: Kuzey, Man: Adam )
  2. Bu kelime birçok farklı telaffuza sahip olsa da, genel itibarı ile ‘Denizci’ anlamı taşır.
  3. 9. Yüzyıl İngiltere’sinde Danimarka yasalarının egemen olduğu topraklar anlamına gelir.
  4. Rurik, aslen Baltık Denizi’nde korsanlık eden bir İsveç Viking’i olmasına rağmen Novgorodlular’ın teklifi üzerine yönünü Baltık Denizi’nin güneyinde yayılmaya çevirmiştir. Bölgeye nehir yolları üzerinden inmiş, bölgede ki Slavlar’a da hakimiyetini kabul ettirerek Konstantinopolis’e kadar yağma faaliyeti gütmüştür. Bu seferinde Konstantinopolis’i alamamasına rağmen Novgorod’da Knezlik kurmuştur. Ardılları daha sonraları başkentlerini Kiev’e taşımışlardır. Bir ulus olarak ‘Rus’ tarihinin oluşmasının temelini  teşkil   ederek hanedanlıklarını 17. Yüzyıla kadar sürdürmüşlerdir.
  5. Frankların yaşadığı yer anlamına gelen Fransa’nın eski adı.
  6. Ortaçağ Avrupası’nda, kendi toprakları olan fakat iç işlerinde serbestliği bulunsa da dış işlerinde krala bağlı geniş toprak sahipleri.
  7. İngiltere eski dilde Angılların ülkesi anlamına gelir. (ANGL-LAND)
  8. Ethelred’in Svend’e ödeme yapmak için soylulardan topladığı genel vergi.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • Hermann KINDER, Werner HILGEMAN, Dünya Tarihi Atlası, 1.cilt, ODTÜ Yay., Ankara, 2012
  • Seyhun ŞAHİN, Sicilya’da Normanlar ve Müslümanlar, Arkeoloji ve Sanat Yay., İstanbul, 2016
  • Susan Wise BAUER, Ortaçağ Dünyası, Alfa Yay., İstanbul, 2014
  • Colin McEVEDY, Ortaçağ Tarihi Atlası, Sabancı Ünv. Yay., İstanbul, 2005
  • Matthew BENNET, Jim BRADBURY, Kely DEVRIES, Iain DICKIE, Phyllıs JESTICE, Dünya Savaş Tarihi Ortaçağ 500-1500, 1.cilt, Timaş Yay., İstanbul, 2011

SAMET SAĞLAM

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih

Sonbahar / 2018

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
Consensus Dergisi
Consensus Dergisi 2017 yılından beri basılı ve web yayıncılığında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.