Birtakım Varoluşsal Anomaliler

15.12.2020
378

Anormal: Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz.

Normal: Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun.

Bunlar sözlükteki ilk anlamlar. Fakat bildiğiniz üzere kelimelerin sözlük anlamından çok yaptığı çağrışımlar önemlidir. Zihindeki karşılığı onu anlamlı kılar. O halde bu iki kelimeye birlikte kafa yoralım. Anormal’i anlamlandırabilmek için öncelikle bunun Normal’ini bilmemiz gerek sanırım.

Normal nedir?
Sözlükte “kurala uygun” denmişti. Peki, bu kural ne? Kuralı koyan kim? Bu kurallar nerede geçerli? Ne kadar geçerli? Ya da gerçekten geçerli mi? Peki geçerlilik ne? Bu genel geçer mi, yoksa uymayanı ezer geçer mi?

Aslına bakarsanız hemen herkesin normallik algısı farklıdır. Çünkü her insan farklı etmenlerden farklı oranlarda pay alarak yetişmiştir. Sözlüğü yok sayıp bunun pratik haline bakacak olursak normal ya da anormal kavramlarını toplum belirliyor. Eğer bunu kişiler belirliyor olsaydı zaten herkes birbirine göre en az bir yönden “aykırı” olduğu için a- normallik o kadar da anormal(!) sayılmazdı.

Toplumu illa ülke olarak düşünmeyelim. En erken karşımıza çıkan birim olan aileden başlayabiliriz. Doğar doğmaz ilk etkileşim kurduğumuz topluluk aile. Belli bir yaşa kadar algılarımızın büyük bölümü aileye göre şekilleniyor ve dünyayı o pencereden görmeye başlıyoruz. Onların doğruları doğrularımız, yanlışları yanlışlarımız ve normalleri normallerimiz oluyor. Sonrasında aile dışında yeni topluluklarla karşılaştıkça onları bu ölçütlerle değerlendiriyoruz. Örneğin ailemde bana erkek çocuklarının mavi giyeceği, pembenin kız rengi olduğu aşılandı. Ve ben pembe giyen bir erkekle karşılaştım, bu durumda onun hakkında hiçbir şey bilmesem bile ona anormal damgasını vurup kalkanımı kuşanıyorum. Biraz büyüdükçe yaşadığım mahallenin yargıları ile ilçemi, ilçemdekilerle şehrimi, şehrimdekilerle ülkemi, ülkemdekilerle de dünyayı yorumlamaya başlıyorum. Her alt basamak, bir üstü için sınırlar çiziyor. Peki, bu sınırlar ne kadar doğru, ne kadarı geçerli, sorgulayıp düşünüyor muyuz? Ya da bizim normalimizin doğru olduğuna neye göre karar verebiliyoruz? Her normal dışı olan olumsuz mudur? Ya da bir kitleye göre normal olan diğerleri için de normal midir? Ya da zihin anormal olanı neden çoğunlukla zararlı olarak algılar?

Karşılaşılan her a-normallik kişide bir nevi savunma mekanizmasını harekete geçirmiş olmuyor mu? Belli bir yaşanmışlık, tecrübe ve birikmelerle oluşan bir bellek var. Ve hayatınızın o aşamasına kadar benimsediğiniz kabuller var. Biri gelip ona aykırı bir şey yapıyor ve bunun kendine göre normal olduğunu ifade ediyor. Bu durumda hangisi normal? Ya da hangisine anormal diyeceğiz? Ya da farklı ve anormal olması bizim için sakıncalı mı? Başka bir coğrafyada doğsak yine de bunları normal kabul edebilecek miydik?

İçinde bulunduğumuz topluma “aykırı” olmak bizi kötü bir insan yapar mı? Kimseye zararı olmayan bir eyleme, sırf dahil olunan topluma göre anormal diye tepki  göstermek uygun bir davranış mı? Anormalliklerle birlikte bir bütün olunamaz mı? Ya da asıl “normal” olan bu kadar anormalliğin var olmasıdır belki… Ben yalnızca sorulacak sorular bıraktım. Belki de  cevabını asla bilemeyeceğimiz ucu bucağı açık sorular. Ne bu sorular bitti ne de bu yazı sona erdi. Cevaplar bulunana kadar daima yarım kalacak. Soru sorabilecek cesarete sahip bir ömür geçirmek dileğiyle..

BÜŞRANUR KESKİN

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi

Sonbahar / 2018

REKLAM ALANI
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.